Üniversite Tercih Sonuçları
Tercihlerde Geleceğe Dair Sinyaller, Riskler ve Vergi Tartışması
Türkiye’de vakıf ve devlet üniversitelerinin yerleştirme sonuçları, yalnızca eğitim dünyasına değil, aynı zamanda iş gücü piyasasına ve ülkenin ekonomik eğilimlerine de güçlü sinyaller veriyor. Bu yılki tablolar, özellikle mühendislik bölümlerinde talep kaymaları, sağlık alanındaki yükseliş ve vakıf üniversitelerinin doluluk oranlarındaki ayrışmalarla dikkat çekiyor.
Mühendislikte Sarsıntı, İstatistikte Yükseliş
Bilgisayar mühendisliği, küresel istihdam piyasasındaki daralma ve yapay zekâ odaklı şirketlerin işe alım yavaşlatmaları nedeniyle önceki yıllara kıyasla daha düşük bir çekim merkezi oldu.
ODTÜ gibi Ankara merkezli üniversitelerin mühendislik bölümleri ise savunma sanayine yönelik iş garantisi ve Ankara’nın yüksek kira maliyetlerine rağmen cazibesini korudu. Buna karşın inşaat mühendisliği hâlâ toparlanabilmiş değil; bu da konut sektöründeki durağanlığın üniversite tercihleri üzerinden teyidi niteliğinde.
Dikkat çekici bir diğer nokta, istatistik bölümlerinde puanların yükselişi. Yapay zekâ, veri bilimi ve finans sektörüne yönelmek isteyen öğrencilerin, “herhangi bir mühendislik yerine matematik, fizik ya da istatistik okumak daha avantajlıdır” görüşünü benimsediği görülüyor.
Ancak öğrencilerin üniversite tercihlerinde öncelikli sırada yer alan konulardan biri de okulların bulunduğu şehirlerdeki yaşam maliyeti.
Vakıf Üniversiteleri Çıtayı Yükseltti
Çizelgeden öne çıkan tablo net: İhsan Doğramacı Bilkent, Koç ve Sabancı Üniversitesi, burslu öğrenci çekiminde lider konumlarını pekiştirdi.
- Koç Üniversitesi: %100 doluluk
- Bilkent: %100 doluluk
- Sabancı Üniversitesi: %100 doluluk ama burslu öğrenci oranı Koç kadar yüksek değil
- Başkent Üniversitesi: %80,6 doluluk (3002 kontenjandan 2420’si doldu)

Özellikle İstanbul’daki bazı vakıf üniversitelerinde doluluk oranlarının %60-70 seviyelerine kadar gerilemesi dikkat çekiyor:
- İstanbul Atlas Üniversitesi: %77,4
- Demiroğlu Bilim Üniversitesi: %77,9
- İstanbul Gedik Üniversitesi: %72,7
- Altınbaş Üniversitesi: %74,8
2025 Ücret Tablosu: Seçkin Vakıf Üniversiteleri
- Sabancı Üniversitesi: 1.595.000 TL
- Koç Üniversitesi: 1.590.000 TL (Tıp %50 burslu 1.185.000 TL)
- Bilkent Üniversitesi: 950.000 TL
- TOBB ETÜ: Tıp 1.302.000 TL, diğer bölümler 930.000 TL
- İstanbul Bilgi Üniversitesi: 745.000 TL (%50 burslu 372.500 TL)
- Özyeğin Üniversitesi: ~1.385.000 TL
- Yeditepe Üniversitesi: Tıp/Diş ~1.705.000 TL (burslu 563.750–479.188 TL)
- Haliç Üniversitesi: Tıp 1.030.000 TL; İİBF–Müh. burslu 225.000–395.000 TL
Vergi Avantajı ve Rekabetin Bedeli
Vakıf üniversitelerinin vergiden muaf yapısı, son yıllarda eğitim piyasasında en çok tartışılan başlıklardan biri. Öğrencilerden alınan yüksek ücretler, vergi yükünden muafiyet ve devletin sağladığı dolaylı teşvikler, bu kurumların kamusal sorumluluklarını daha da görünür kılıyor. Ancak artan kontenjanlar ve düşen talep, bu modeli de zora sokabilir.
Yeni açılan üniversiteler ve bölümler, mevcut talebin daha da parçalanmasına yol açıyor. Eğer YÖK bu noktada “kota” benzeri bir mekanizma geliştirmezse, önümüzdeki yıllarda hem devlet hem vakıf üniversitelerinde doluluk krizinin derinleşmesi mümkün.
Kriz mi, Dönüşüm mü?
Türkiye’de üniversite tercihleri ülke dinamiklerinin hızla değiştiğini gösteriyor. Öğrenciler yalnızca bölümlerin iş garantisine değil, aynı zamanda yurt kalitesi, barınma, yaşam maliyeti gibi faktörlere de bakıyor. Devlet üniversitelerinin “boyasız eski binalar ve düşük yatırımlı kampüsleri” artık ciddi bir dezavantaj haline geliyor. Eğer yapısal dönüşüm yapılmazsa (kota gibi), iyi öğrenciler hızla vakıflara kayacak ve eğitimdeki dengesizlik daha da derinleşecek.




