Ziraat Bankası’nın tepe katından, Seçil Erzan vakasını gölgede bırakacak yeni bir skandal çıktı. Olayın merkezinde, yıllarca Genel Müdür Alpaslan Çakar ve Yönetim Kurulu Başkanı Burhanettin Tanyen’in özel kalem müdürlüğünü yapan Gizem Bodur var.
“Yöneticilere Özel Fon” Masalı
İddiaya göre Bodur, hem banka çalışanlarını hem de dışarıdan onlarca kişiyi “üst düzey yöneticilere özel yüksek getirili fon” vaadiyle sisteme çekti. Başlarda küçük ödemeler yaparak güven sağladı, ardından mağdurlardan evlerini ve arabalarını satarak yatırımlarını büyütmelerini istedi. Bugün ulaşılan sayı: 100’e yakın mağdur, tutar ise 100 milyon TL’nin üzerinde.
Emlak Konut Antetli Kağıtlarla İkinci Vurgun
Fon zinciri tıkanınca, 2025’te yeni bir tezgâh kuruldu. Bu kez Emlak Konut’un antetli kâğıtları kullanıldı. “Banka personeline özel indirimli ev satışı” vaadiyle sahte sözleşmeler hazırlandı. 5,2 milyonluk daireler “%12 indirimle” sunuldu, 700 bin TL peşinatlar ve ara ödemeler doğrudan Bodur’un hesabına aktarıldı. Dekontlar ortada.
Ses Kayıtları: “Patronla Görüştüm, Para Geliyor”
Mağdurlara güven vermek için ses kayıtları da devreye girdi. Bodur, “Patronla sabah konuştuk, 4.30’da yükleme yapılacak, yarın hesabınıza geçer” diyerek yöneticilerin adını kullandı. Hatta banka hazine birimiyle görüşüyormuş gibi kayıtlar gönderdi. Seçil Erzan’ın “yarın ödenecek” masallarını hatırlatan bir sahne.
Akademisyen ve 350 Milyonluk Kredi İddiası
Skandal bununla da bitmiyor. Boğaziçi Üniversitesi’nden bir akademisyen üzerinden kurulan şirketle 350 milyon TL’lik enerji yatırımı kredisi kullandırıldığı, temerrüde düşen kredinin düşük faizle uzatıldığı ve bazı yöneticilerin şahsi çıkar sağladığı iddiaları gündemde. İsimler de belli: Numan Yıldız ve Emre Bilgen.
Organize mi, Bireysel mi?
Gizem Bodur tutuklu. Ancak mağdurların ve bazı bankacıların iddiası net: “Bu iş tek kişinin yapabileceği bir iş değil.” Zira olay 3 yılı aşkın süredir sürüyor, üst yönetimin adının açıkça kullanıldığı ses kayıtları dolaşıyor.
Sonuç: Ziraat Bankası’nda “özel kalem fonu”ndan “emlak tuzağı”na uzanan bu hikâye, kamu bankacılığında güveni sarsan yeni bir deprem. Seçil Erzan vakasının ardından bir kez daha aynı soru gündemde: “Kimler biliyordu, kimler göz yumdu?”




