Para Nereye Gidiyor Raporu: Yabancı Türkiye’ye Dönüyor! Rezervler, TL Mevduat ve Borsa İstanbul İçin Kritik Mesajlar
İş Yatırım’ın 29 Haziran–3 Temmuz haftasına ilişkin “Para Nereye Gidiyor?” raporu, Türkiye ekonomisinde son ayların en dikkat çekici dönüşümünü ortaya koyuyor. Rezervlerden yabancı yatırımcı davranışına, tahvil piyasasından TL mevduata kadar birçok göstergenin aynı anda iyileşmesi, piyasalarda yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Ancak bu olumlu tabloya rağmen, uluslararası endeks sağlayıcılarının uyarıları ve yapısal reform ihtiyacı önemini koruyor.
Yabancı yatırımcı yeniden Türkiye’yi tercih ediyor
Son haftalarda piyasalardaki en önemli gelişme, yabancı yatırımcıların yeniden Türk varlıklarına yönelmeye başlaması oldu.
Rapora göre toplam yabancı sermaye hareketi yaklaşık 4,4 milyar dolar seviyesine ulaştı. Dört haftalık hareketli ortalama ise son dönemin en güçlü seviyelerinde bulunuyor. Bu tablo, küresel fonların Türkiye riskini yeniden fiyatlamaya başladığını gösteriyor.
📊 Grafik 1 – Toplam Yabancı Hareketi
Eurobond hariç girişler de güçlü
Yabancı ilgisinin yalnızca Eurobond alımlarından kaynaklanmadığı görülüyor.
Eurobond işlemleri hariç tutulduğunda dahi yaklaşık 1,7 milyar dolarlık net yabancı girişi dikkat çekiyor. Bu durum hisse senedi ve devlet iç borçlanma senetlerine yönelik ilginin de arttığını ortaya koyuyor.
📊 Grafik 2 – Eurobond Hariç Toplam Yabancı Hareketi
Borsa İstanbul’a yabancı ilgisi artıyor
Uzun süredir Borsa İstanbul’un en önemli sorunlarından biri yabancı yatırımcı eksikliğiydi.
Son haftalarda hisse senedi piyasasında yeniden pozitif yabancı akımları görülmeye başlandı. Henüz eski güçlü dönemlerden uzak olunsa da yönün değişmesi oldukça önemli.
Bu eğilim özellikle bankacılık, holding ve yüksek piyasa değerine sahip şirketler açısından destekleyici bir unsur olarak öne çıkıyor.
📊 Grafik 3 – Hisse Senedi Yabancı Hareketi
Tahvil piyasası en güçlü sinyali veriyor
Yabancı yatırımcının en belirgin ilgisi devlet tahvillerinde görülüyor.
Devlet İç Borçlanma Senetleri’ne (DİBS) gelen güçlü girişler, yatırımcıların Türkiye’de enflasyonun gerileyeceği ve faizlerde zaman içinde aşağı yönlü hareket alanı oluşacağı beklentisini fiyatladığını gösteriyor.
Tahvil piyasası çoğu zaman hisse piyasası için öncü gösterge olarak kabul edilir.
📊 Grafik 4 – DİBS Yabancı Hareketi
Eurobond piyasasında dikkat çekici alım
Raporun öne çıkan başlıklarından biri de Eurobond piyasası.
Yaklaşık 2,6 milyar dolarlık yabancı alımı, Türkiye’nin dolar cinsi borçlanma araçlarına yönelik güvenin arttığını gösteriyor.
CDS primindeki gerileme ile birlikte değerlendirildiğinde bu veri uluslararası yatırımcı algısındaki iyileşmeyi destekliyor.
📊 Grafik 5 – Eurobond Yabancı Hareketi
TCMB rezervleri yeniden güç kazanıyor
Yabancı girişlerinin en önemli yansımalarından biri rezervlerde görülüyor.
Brüt döviz rezervlerinde son aylarda güçlü bir toparlanma yaşanırken, Merkez Bankası’nın döviz pozisyonu da belirgin biçimde iyileşmeye devam ediyor.
Rezervlerdeki artış kur oynaklığını azaltırken para politikasının etkinliğini de güçlendiriyor.
📊 Grafik 6 – Brüt Döviz Pozisyonu
Swap hariç net rezervler yeniden pozitif bölgede
Piyasaların en yakından takip ettiği göstergelerden biri swap hariç net rezervler.
Bir dönem ciddi negatif seviyelere gerileyen bu gösterge yeniden pozitif alana geçmiş durumda.
Bu gelişme son iki yılın en önemli makro kazanımlarından biri olarak değerlendiriliyor.
📊 Grafik 7 – Swap Hariç Net Döviz Pozisyonu
TL yeniden güç kazanıyor
Bankacılık sistemindeki mevduat dağılımı da önemli değişime işaret ediyor.
TL mevduatın toplam sistem içindeki payı %61,7’ye yükselirken döviz mevduatının payı %38,3’e geriledi.
Bu durum dolarizasyon eğiliminin tersine döndüğünü gösteriyor.
📊 Grafik 8 – Bankacılık Sisteminde TL ve Döviz Mevduatı
KKM dönemi büyük ölçüde sona erdi
Kur Korumalı Mevduat sisteminin küçülmesiyle birlikte tasarrufların önemli bölümü yeniden klasik TL mevduata yöneliyor.
Bu gelişme Merkez Bankası’nın para politikası açısından önemli bir başarı olarak değerlendiriliyor.
📊 Grafik 9 – KKM Hariç TL Vadeli Mevduat
Fon akımlarında yeniden toparlanma
Para piyasası fonlarında son haftalarda yeniden girişler dikkat çekiyor.
Bu durum yatırımcıların sistemden çıkmadığını, yalnızca varlık dağılımını yeniden şekillendirdiğini gösteriyor.
Likiditenin finansal sistem içinde kalmaya devam etmesi piyasalar açısından olumlu bir gelişme.
📊 Grafik 10 – Para Piyasası Fonları
İç talepte kontrollü yavaşlama
Kartlı harcamalar verileri ekonomide sert bir daralma yerine kontrollü bir normalleşmeye işaret ediyor.
Faiz hassas sektörlerde büyüme hız keserken, temel tüketim ve hizmet sektörlerinde harcamalar güçlü seyrini sürdürüyor.
📊 Grafik 11 – Kartlı Harcamalar Genel Görünüm
Harcamaların yönü değişiyor
Sektörel dağılım incelendiğinde;
- Sigorta
- Sağlık
- Kuyumculuk
- Market
harcamalarının güçlü kaldığı,
buna karşılık;
- Elektronik
- Mobilya
- Dayanıklı tüketim
- Otomotiv
gruplarında belirgin yavaşlama yaşandığı görülüyor.
Bu tablo yüksek faiz politikasının tüketim davranışları üzerindeki etkisini açık biçimde ortaya koyuyor.
📊 Grafik 12 – Kartlı Harcamalar Sektörel Dağılım
Sonuç
İş Yatırım’ın “Para Nereye Gidiyor?” raporu, Türkiye ekonomisinde sermaye akımlarının yön değiştirmeye başladığını gösteriyor. Yabancı yatırımcı yeniden tahvil, Eurobond ve hisse senedi piyasalarında alıcı konumuna geçerken; TCMB rezervleri güçleniyor, swap hariç net rezervler pozitife dönüyor, TL mevduatın sistemdeki ağırlığı artıyor ve dolarizasyon geriliyor.
Bu tablo, son iki yılda uygulanan sıkı para politikasının finansal göstergeler üzerindeki olumlu etkilerini ortaya koyuyor. Ancak bu iyileşmenin kalıcı olabilmesi için yalnızca makro dengelerin korunması yeterli değil. MSCI ve S&P’nin son değerlendirmelerinde de vurgulandığı gibi, sermaye piyasalarının derinliğini artıracak, likiditeyi güçlendirecek ve uluslararası yatırımcı güvenini pekiştirecek yapısal reformların sürdürülmesi gerekiyor.
Önümüzdeki dönemde yabancı sermaye girişlerinin devamı, rezervlerdeki güçlenmenin korunması ve Borsa İstanbul’a yönelik ilginin kalıcı hale gelmesi, Türkiye piyasalarının yönünü belirleyecek en kritik başlıklar olmaya devam edecek.




