Meclis’in yedi aydır üzerinde çalıştığı raporun sonuçları, “Terörsüz Türkiye” hedefiyle kamuoyuna duyuruldu. Ancak raporun içeriği, “köklü çözüm” beklentilerini karşılayıp karşılamadığı konusunda sert tartışmaları da beraberinde getirdi.
- TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarafından hazırlanan yedi bölümlük nihai rapor, 47 kabul oyuyla Meclis’te onaylandı.
- Raporda terörün ülke gündeminden tamamen çıkarılması temel hedef olarak belirlenirken, PKK’nın silah bırakması ve kendini feshetmesi sürecine dair yasal öneriler ön plana çıktı.
- Vatan Partisi ve DEM Parti gibi farklı kanatlardan gelen eleştirilerde; raporun “Kürt sorunu” ifadesinden kaçındığı, stratejik zaaflar barındırdığı ve somut bir çözüm iradesi yansıtmaktan uzak olduğu savunuldu.
Ankara kulislerinde uzun süredir merakla beklenen “Terörsüz Türkiye” raporu, Gazi Meclis’in onayından geçerek resmiyet kazandı. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş tarafından açıklanan rapor; tarihsel kardeşlik vurgusundan yasal düzenleme önerilerine kadar geniş bir çerçeve sunsa da, içeriğin “af” algısı yaratmayacak şekilde kurgulanması dikkat çekti. Devlet aklı ile millet vicdanını birleştirme iddiasındaki metin, terörü sadece bir güvenlik meselesi değil, yıllık 100-240 milyar dolarlık ekonomik kaybı da içeren bir beka sorunu olarak tanımlıyor.
Yatırımcı ve piyasa perspektifinden bakıldığında raporun başarısı, sunulan teorik çerçevenin ne kadar hızlı eyleme döküleceğine bağlı görünüyor. Raporda yer alan “şiddet içermeyen eylemlerin terör kapsamı dışına çıkarılması” ve “infaz sistemindeki aksaklıkların giderilmesi” gibi maddeler, demokratikleşme yolunda olumlu sinyaller olarak okunabilir. Ancak muhalif kanattan gelen “köklü çözüm yok” eleştirileri, toplumsal mutabakatın henüz tam anlamıyla sağlanamadığını gösteriyor. Eğer bu rapor sadece bir “niyet beyanı” olarak rafta kalırsa, bölgedeki ekonomik kalkınma ve toplumsal bütünleşme hedefleri bir başka bahara kalabilir. Piyasanın asıl beklediği ise, bu yasal güvencelerin ve demokratikleşme adımlarının reel ekonomiye yansıyacak somut bir istikrar zeminine dönüşmesidir.




