“Daha önce yazmıştım Borsa İstanbul’da artık birçok hisse senedi, şirketin bilançosundan çok tahtadaki hacim yapısı, pay dağılımı ve sosyal medyadaki yönlendirmelerle hareket ediyor. Fiyatlar bazen üç-beş oyuncunun stratejik konumlanmasıyla şekilleniyor, geri kalan yatırımcılar ise bu senaryonun figüranı oluyor. Gerçek performansla ilgisi olmayan bu hareketler piyasayı bir yatırım alanı değil, bir tür oyun sahasına çeviriyor. SPK zaman zaman manipülatif işlem yapanlara cezalar kesiyor, ama ya geç geliyor bu cezalar, ya da sembolik kalıyor. Birileri organize işlemlerle on hatta yüz milyonlar kazanıyor, sonra yıllar sonra gelen birkaç yüz bin liralık ceza… Bu tablo, cezanın caydırıcı değil, sadece operasyon maliyetine dahil edilen bir kalem olarak görülmesine yol açıyor. Bu kısır döngüden çıkmak içinsistem değişikliği gerekiyor. Ceza rejimi yeniden kurgulanmalı. Elde edilen haksız kazancın en az 4-5 katı ceza, otomatik olarak uygulanmalı. Bu sadece bireysel yatırımcılara değil, bu işlemleri kolaylaştıran aracı kurumlara da uzanmalı. “Ben sadece emri ilettim” devri bitmeli. Teknoloji zaten bu iş için hazır: algoritmik işlem analizi, olağan dışı fiyat-hacim hareketlerinin tespiti, zincirleme emir davranışlarının modellenmesi… Hepsi yapılabilir. Yeter ki istenilsin. Yurt dışında bu sistemler çalışıyor, bizde ise hâlâ “şüpheli işlem bildirimi” gibi arkaik reflekslerle ilerleniyor. Oysa piyasa canlı, manipülasyon anlık. Denetimin de aynı hızda olması gerek. Manipülasyon artık sadece tahtada değil. Telegram gruplarında, Discord odalarında, X’te zincirli paylaşımlarla örgütlü biçimde yapılıyor. Birkaç hesap aynı anda bir hisseye odaklanıyor, fiyat yukarı çekiliyor, hacim şişiriliyor, takaslar değişiyor. Yatırımcı “bir şey mi var?” diyerek içeri giriyor, sonra tavan bozuluyor ve yalnız kalıyor. Bu yapılar, yatırımcının kolektif aklını yönlendiriyor, fiyatı değil, algıyı yönetiyor. SPK’nın bu alana özel dijital denetim birimi kurması artık fantezi değil gerekllik. Sosyal medyada yönlendirme yapan hesaplar, belirli algoritmalarla taranmalı. İçerikler, dağılım yapıları, etkileşim kalıpları analiz edilmeli. BTK ile koordinasyon içinde, yatırımcının sistemli şekilde yanıltıldığı durumlara müdahale edilmeli. Ancak cezayla sınırlı bir mücadele de yeterli değil. Yatırımcının korunması ve bilinçlendirilmesi bu sürecin ayrılmaz parçası olmalı. Örneğin, belirli oynaklık ve hacim eşiğini geçen hisselerde aracı kurum ekranlarında uyarılar çıkmalı: “Bu hisse son X günde olağandışı fiyat hareketi gösterdi, dikkatli olun.” Tıpkı kredi kartıyla yüksek riskli işlem yaparken gelen ikinci onay gibi, riskli hisselerde de yatırımcı yeniden düşünmeye teşvik edilmeli. Eğitim tarafı da ihmal edilmemeli. Özellikle yeni nesil yatırımcıya, manipülasyonun nasıl çalıştığını örneklerle, senaryolarla, simülasyonlarla anlatan eğitim modelleri geliştirilmeli. Bilgi, panik değil, farkındalık yaratmalı. Sonuç olarak, manipülasyonla mücadele kişilerle değil, sistemle yapılır. Geç gelen cezalarla değil, gerçek zamanlı denetimle; göstermelik uyarılarla değil, yapısal müdahalelerle güven inşa edilir. Bugün hâlâ fiyatların değil, oyunların konuşulduğu bir piyasadayız. Ama bu oyunu bozmak mümkün. Tabii eğer piyasa gerçekten bunu talep ediyorsa….




