Türkiye’de iktidar sonrası senaryoları konusunda Rusya’ya yakın kaynakların ne düşündüğüne dair bu iki Rybar grafiği, Ankara–Moskova hattındaki gerçek kaygıları açık biçimde gösteriyor. Kremlin’e yakınlığıyla bilinen Rybar’ın paylaşım yapmaması ayrı bir soru işareti; ama görsellerdeki sınıflandırma Rus tarafının Erdoğan sonrası denklemi nasıl okuduğunu net biçimde özetliyor. Aşağıdaki haber, bu iki görseli ve notlarını temel alıyor.
Rybar’ın hazırladığı fakat sosyal medyada geniş dolaşıma girmeyen bu grafik, Rusya’nın Erdoğan sonrası Türkiye’de olası liderlik senaryolarını nasıl değerlendirdiğini ortaya koyuyor. Kremlin’e yakın çevrelerin hazırladığı bu tip notlarda ton genelde diplomatik olur; ancak bu iki görselde riskler açık şekilde kategorize edilmiş. Asıl dikkat çeken, isimler değil: Rusya’nın hangi başlıklardan endişelendiği.
Rybar, Erdoğan’ın çevresindeki altı olası figürü tek tek tanımlıyor ve her biri için “Rusya açısından risk profili” çıkarıyor. Hakan Fidan ve İbrahim Kalın gibi devlet geleneğinden gelen isimler, Moskova açısından daha “öngörülebilir” bir çizgide görülüyor. Fidan için “zor ama kârlı ortak” değerlendirmesi yapılıyor. Kalın için ise “Yeni Osmanlıcılık eğilimli” tanımlamasıyla birlikte Kafkasya ve Orta Asya’ya yönelik etkinlik alanı uyarısı var.
Bilal Erdoğan ve Berat Albayrak gibi aile çevresindeki aktörlerde ton sertleşiyor. Bilal Erdoğan için “zayıf imaj, skandallı geçmiş, Batı etkisinin artması” riski öne çıkıyor. Berat Albayrak ise “ekonomik kriz riski” başlığı altında tanımlanıyor. Bu ifadeler, Rus tarafının bu iki ismi “istikrarsızlık üretme” potansiyeli açısından daha sorunlu gördüğünü ima ediyor.
Selçuk Bayraktar’a yönelik notlar ise en net politik mesajı taşıyor: “NATO çizgisinin güçlenmesi, askeri modernizasyon, Rusya ile karşıtlaşma ihtimali.” Bayraktar’ın savunma sanayi içindeki ağırlığı, Moskova açısından “uzun vadeli stratejik risk” olarak kodlanmış görünüyor.
Liste dışı bırakılan tek figür Süleyman Soylu. Rybar, Soylu’yu “yarış dışı” etiketiyle işaretliyor. Bu da Rus ekosisteminin Türkiye iç siyasetinin mevcut gerçeklerine göre yaptığı pragmatik bir gözlem olarak okunabilir.
Rybar’ın bu çalışması, aslında iki şeyi aynı anda gösteriyor: Moskova, Türkiye’de liderlik sorusunu “kim kazanır?”dan çok “kim Rusya ile hangi dengeyi kurar?” perspektifinden izliyor. Ve bu altı isimden hiçbiri Rusya açısından “risksiz” değil; sadece riskin yönü ve tipi değişiyor.
Bu nedenle grafiklerin duyulmaması değil, hazırlanmış olması önemli sinyal. Kremlin çevreleri Türkiye’deki güç devrini artık uzak bir ihtimal değil, teknik bir dosya olarak masada tutuyor.




