Türkiye’de para ve maliye politikası resmi söylemde “sıkı” olsa da konut piyasası frene basmıyor. TÜİK verilerine göre, 2025 Temmuz itibarıyla son 12 ayda 1,65 milyon konut satışıyla tüm zamanların rekoru kırıldı. Bu artış, 2023’te yaşanan düşüşün ardından üst üste ikinci yıl konut satışlarının güçlenerek devam ettiğini gösteriyor.

Ekonomistler, bu durumu klasik talep–faiz dengesiyle açıklamanın artık yetersiz kaldığını vurguluyor. Son yıllarda tasarrufların önemli bölümü kayıt dışına çıktı; altın ve döviz gibi varlıklar, bankacılık sistemindeki mevduata denk büyüklüğe ulaştı. Özellikle altın fiyatlarındaki TL bazlı hareket, servet etkisini olağanüstü boyutlara taşıyor. TL altın fiyatındaki her %1’lik artış, yaklaşık 200 milyar TL’lik servet artışı anlamına geliyor. Bu servetin önemli bir kısmı finansal sistem dışında tutulduğu için, doğrudan konut alımlarına kanalize olabiliyor.
Uzmanlar, “Konut alımlarında artık kredi faizleri değil, eldeki kayıt dışı servetin değeri belirleyici oluyor” diyor. Bu nedenle faiz artışları, kredi sınırlamaları ve vergi düzenlemeleri kısa vadede konut talebini frenlemekte zorlanıyor. Yatırımcılar, altındaki hızlı değer artışlarını nakde çevirerek, yüksek enflasyon ortamında reel değerini koruyacak fiziki varlıklara yöneliyor.
Sonuç olarak, 2025’teki rekor satış, para politikasının etkinliğini sınırlayan “kayıt dışı servet etkisi”nin somut bir yansıması olarak öne çıkıyor. Piyasa, faizden çok gram altının yönüne bakıyor.




