- Yavaş’tan sert çıkış: “Gökçek ve ailesi yargılanmadan adaletten bahsedilemez.”
- Kamu zararı iddiaları: Milyarlarca liranın futbol takımı, televizyon kanalı ve özel harcamalara aktarıldığını öne sürdü.
- Bilirkişi tartışması: İncelemelerin usulsüz yapıldığını, dosyaların aynı kişilerce aklandığını savundu.
Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, belediyeye yönelik “konser operasyonu” iddiaları sonrası düzenlediği basın toplantısında, hem mevcut süreci hem de Melih Gökçek dönemine ilişkin dosyaları sert ifadelerle gündeme taşıdı. Yavaş’ın açıklamalarının merkezinde, kamu zararlarının örtbas edilmesi, bilirkişi raporlarının usulsüzlüğü ve Gökçek ailesine yönelttiği ağır suçlamalar yer aldı. “Bu ülkede Gökçek ve ailesinin tümü yargılanmadan asla adaletten bahsedilemez” sözleri, toplantının en çok ses getiren cümlesi oldu.
Yavaş, konser organizasyonlarına ilişkin yürütülen soruşturmada bilirkişi heyetinin uzmanlık alanıyla ilgisi olmayan kişilerden oluşturulduğunu belirtti. Medya mensubu, spor il müdürlüğü çalışanı veya defterdarlık uzmanı gibi isimlerin “bilirkişi” sıfatıyla rapor hazırladığını söyleyen Yavaş, bu raporların usulüne uygun olmadığını ifade etti. Kültür Bakanlığı’nın festivalleri ya da büyük konserlerin piyasa koşullarının dikkate alınmadığını vurgulayan Yavaş, “Mercedes’i Mercedes ile kıyaslayın, Ford’u Ford ile. Bu işi hiç bilmeyenlerin raporuyla kamu zararı uyduruluyor” dedi.
Basın toplantısında gündem, hızla Gökçek dönemindeki iddialara kaydı. Yavaş, 1999’dan beri kamu görevinde bulunduğunu, hakkındaki tüm belgelerin iktidarın elinde olduğunu hatırlatarak, “Benimle ilgili en ufak bir şey bulabilselerdi şimdiye kadar yapmazlar mıydı?” sözleriyle kendisine yöneltilen suçlamaları reddetti. Ardından Gökçek ve ailesine yönelik çok sert ifadeler kullandı: “Hayatı boyunca çocuklarına helal lokma yedirmemiş kişilerin sözlerini boğazlarına tıkmak zorundayım. Çalmayacağız, çaldırmayacağız.”
Yavaş, kamu kaynaklarının futbola ve özel harcamalara aktarıldığını öne sürdü. Osmanlıspor’a belediyeden gelir sağlandığını, futbol takımı ve televizyon kanalı finansmanının belediye ihaleleri üzerinden yapıldığını belirtti. “Oğlunun futbol hevesi için milyonlarca lira harcandı. Bunun adı kamu zararı değil midir?” diye sordu. Bu süreçte bazı bilirkişilerin Gökçek dosyalarında “kamu zararı yoktur” raporu hazırlarken, ABB yönetiminin dosyalarında aksi yönde rapor düzenlediğini vurguladı.
Yavaş’ın verdiği örnekler arasında Dikmen Vadisi’ndeki daire satışları, belediyeye aldırılan mobilyalar, ASKİ ve ABB’nin aynı helikopteri ayrı ayrı kiralaması, hatta belediye kaynaklarıyla evde çalıştırıldığı öne sürülen yabancı uyruklu personel iddiaları vardı. Bu kalemlerde milyonlarca liralık kamu zararının görmezden gelindiğini belirten Yavaş, “Zarar 2 milyar lira, niye yaka paça götürmüyorsunuz? Bize adaletten bahsetmeyin, Gökçek ailesi yargılanmadan bu ülkede adalet yoktur” ifadelerini kullandı.
Yavaş, kamu zararı raporlarını hazırlayan bilirkişilerin hesap vermesi gerektiğini de söyledi. 4 bin bilirkişinin bulunduğu Ankara’da, ABB’nin şikâyetlerinin hep aynı kişilere yönlendirildiğini öne sürdü. Bu durumun, sistematik bir “aklama” mekanizmasına dönüştüğünü savunan Yavaş, “Doğru duvar yıkılmaz, biz kamu malına sahip çıkmak için buradayız” dedi.
Basın toplantısında siyasi iktidarı da hedef alan Yavaş, Dezenformasyon Merkezi’nin ve iktidar medyasının dosyaları çarpıtarak kendisini itibarsızlaştırmaya çalıştığını söyledi. Ancak asıl meselenin, Gökçek dönemindeki milyarlarca liralık kamu zararı olduğunu vurguladı. “Bir televizyon, bir futbol takımı kolay dönmez. Bu paraların kaynağı belediye kasasıdır” çıkışı, kamuoyu tepkisini artırdı.
Yavaş’ın açıklamalarının sonunda verdiği mesaj netti: Ankara’da kamu malının üzerine çöken anlayışın hesabının sorulması gerekiyor. Aksi takdirde, siyasi operasyonlarla gündemi değiştirme girişimlerinin devam edeceğini belirtti. Bu nedenle, özellikle Gökçek ailesine yönelik yargı süreci tamamlanmadan “adalet” kelimesinin anlamını bulamayacağını söyledi.
Sonuç olarak Mansur Yavaş’ın çıkışı, Ankara siyasetinde tansiyonu yükseltti. Emekliler, ekonomi ya da belediye hizmetlerinden öte, gündemin merkezine “yolsuzluk ve hesap verme” tartışmaları yerleşti. Yavaş’ın “çocuklarına helal lokma yedirmemiş kişilerin laflarını boğazlarına tıkmak zorundayım” ifadesi, hem siyasi hem toplumsal düzeyde yankı uyandırırken, Gökçek ailesi üzerinden yürüyen polemiğin yeni bir boyut kazanacağını gösteriyor.




