Yasemin Öztürk’ten Kıbrıs İçin Alarm Zili: “Sessiz Bir İşgalin Ortasındayız”
📍 BS Ekonomi – Doğu Akdeniz & Güvenlik Politikaları Perspektifi
🗓 Haziran 2025
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Ulusal Birlik Partisi Milletvekili Yasemin Öztürk, Kıbrıs adasında son dönemde yaşanan demografik ve ekonomik gelişmelere dikkat çekerek sert uyarılarda bulundu. Öztürk’e göre, İsrail’in Gazze Savaşı’nı bahane ederek Güney Kıbrıs’a başlattığı yoğun göç dalgası, yalnızca bir insani kriz değil; adanın uzun vadeli demografik ve siyasi yapısını hedef alan stratejik bir hamle.
📌 “İsrail, Savaşı Bahane Ederek Güney’e Göçü Yönlendiriyor”
Yasemin Öztürk, yaptığı açıklamada, son aylarda Güney Kıbrıs’a İsrail’den gelen Yahudi göçünün hızla arttığını, bu hareketin rastlantısal değil, bilinçli ve planlı bir demografik mühendislik girişimi olduğunu vurguladı.
“Bu göç, adada Türk düşmanlığını büyütecek bir sosyal altyapı yaratmayı amaçlıyor. İsrail devleti, bölgede yaşanan savaşı adım adım Akdeniz’in ortasına taşıyor,” diyen Öztürk, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin bu göçü teşvik etmesini de eleştirdi.
Güney Kıbrıs’ın Avrupa Birliği üyesi olması, İsrailli göçmenlere hem ekonomik hem siyasi avantajlar sağlıyor. Bu göçle birlikte adada özellikle finans, inşaat ve turizm sektörlerinde Yahudi sermayeli girişimlerin arttığı gözlemleniyor.
🏠 “Chabad Kuzey ve Güney’de Mülk Topluyor – Hedef Kıbrıs’ı Ele Geçirmek”
Öztürk’ün iddialarının en dikkat çekici bölümlerinden biri ise Chabad-Lubavitch örgütüyle ilgili.
Chabad, Yahudi Ortodoksluğu’nun en yaygın küresel ağına sahip Hasidik bir hareket. Öztürk’e göre, bu örgüt şu anda hem Kuzey Kıbrıs’ta hem de Güney’de yoğun şekilde mülk edinmeye başlamış durumda.
“Orta Doğu’da büyük bir yeniden yapılandırma planı yürürlükte. Bu planın içinde Kıbrıs, sadece bir ada değil, stratejik bir ‘merkez üs’ konumunda. Chabad gibi yapılar bu vizyonun uygulayıcı kolu haline gelmiş durumda,” ifadelerini kullanan Öztürk, bu durumun sadece dini değil, jeopolitik bir tehdit halini aldığını savundu.
Kıbrıs’ta şu anda çok sayıda lüks villa, tarım arazisi ve kıyı şeridi mülkünün bu yapı tarafından satın alındığı iddia ediliyor. KKTC’de gayrimenkul piyasasında son dönemde yaşanan fiyat artışları da bu sürecin parçası olarak görülüyor.
⚠️ “Bugün Yaşanan, Sessiz Bir İşgaldir”
Milletvekili Öztürk açıklamasının en çarpıcı kısmında, Kıbrıs’ın bir savaşla değil ama sessiz, ekonomik ve demografik yöntemlerle işgal edilmekte olduğunu belirtti:
“Bugün yaşananlar birer işaret fişeğidir. Harekete geçmezsek, bir gün bu adanın bizim olmadığını fark edeceğiz. Kıbrıs yavaş yavaş elimizden kayıyor.”
Öztürk, başta KKTC hükümeti olmak üzere Türkiye’yi ve Türk dünyasını uyardı:
- Gayrimenkul satışlarının sıkı takibe alınması
- Yabancı fon hareketlerinin şeffaflaştırılması
- Kültürel ve ekonomik nüfuz projelerine karşı stratejik karşı hamlelerin geliştirilmesi gerektiğini vurguladı.
🧭 BS Ekonomi Notu:
- Demografik silah mı?: İsrail’den gelen Yahudi nüfusun, Güney Kıbrıs üzerinden ada bütününde kültürel ve siyasi dengeyi değiştirebileceği ihtimali ciddi bir güvenlik sorunu yaratabilir.
- Kıbrıs’ın jeopolitik önemi yeniden mi şekilleniyor?: Orta Doğu’daki enerji yolları ve askeri denge açısından Kıbrıs’ın bir ileri üs hâline gelmesi, NATO-AB ekseninde yeni tartışmalara yol açabilir.
- Ekonomik sessizlik içinde stratejik yüksek ses: Mülkiyet transferleri ve kentsel dönüşüm hareketleri, klasik “savaş”tan çok daha etkili bir işgal yöntemi olabilir.
🎯 Sonuç:
KKTC Milletvekili Yasemin Öztürk’ün açıklamaları, ada siyasetinin geleceği açısından derin yankılar yaratacak türden. Öztürk’e göre İsrail’in göç ve Chabad gibi örgütler üzerinden yürüttüğü faaliyetler, Kıbrıs’ı bir tür “sessiz cephe hattı”na dönüştürmüş durumda.
Eğer bu iddialar göz ardı edilirse, ileride sadece siyasi değil, kimliksel bir toprak kaybı yaşanabileceği uyarısı yapılmakta.
Kıbrıs artık yalnızca bir ada değil; Orta Doğu’nun kalbine uzanan stratejik bir sınır hattı.




