CHP Kurultayı Düğümü: “Mutlak Butlan” Krizi Yargıda, Siyasette ve YSK’da Derin Yarık Açıyor
📍 BS Ekonomi Perspektifi – Hukuk & Siyasi Kurumlar Analizi
📅 Haziran 2025
Cumhuriyet Halk Partisi’nin 38. Olağan Kurultayı’na ilişkin yargı süreci, Türkiye’de hem siyasi partilerin kurumsal dokusunu hem de seçim hukukunun sınırlarını zorlayan bir krize dönüşmüş durumda. Yarın, Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülecek duruşmada, kurultayın “mutlak butlan” (tam geçersizlik) kapsamında iptal edilip edilmeyeceğine dair karar çıkması bekleniyor.
Süreç yalnızca CHP’nin iç yapısını değil, yüksek yargı ve seçim otoriteleri arasındaki yetki sınırlarını da tartışmalı hale getirmiş durumda.
⚖️ Yetki Tartışması: Yargı mı, YSK mı?
AK Parti’nin YSK Temsilcisi Recep Özel, CHP’nin temsilcisi Hadimi Yakupoğlu ve İYİ Parti Temsilcisi Mustafa Tolga Öztürk ortak bir tutumla mahkemeye itiraz etti:
“Bu dava Yüksek Seçim Kurulu’nun yetkisindedir. Mahkeme, usulen reddetmelidir.”
YSK’nın geçmiş içtihatları, siyasi partilerin kongre süreçleri üzerindeki nihai denetim yetkisinin yargıya değil YSK’ya ait olduğunu ortaya koyuyor. Buna rağmen, Ankara’daki mahkeme davaları birleştirerek yargı sürecine devam ediyor. Bu durum, seçim hukukunda paralel denetim mekanizmalarının oluşabileceği yönündeki endişeleri artırıyor.
🗳️ “Mutlak Butlan” Ne Demek?
Türk hukuk sisteminde “mutlak butlan”, bir hukuki işlemin baştan itibaren geçersiz olması anlamına gelir. Bu durumda, kurultayda alınan tüm kararlar – başta Özgür Özel’in genel başkanlığı olmak üzere – hükümsüz kalabilir.
Kurultay 4–5 Kasım 2023’te yapılmış, Özgür Özel, Kemal Kılıçdaroğlu’nu geçerek genel başkan seçilmişti. Ancak eski Hatay Belediye Başkanı Lütfü Savaş ve bazı delegeler, kurultay sürecinin usulsüz olduğunu öne sürerek dava açtı.
🔁 Süreç Nasıl İşleyecek?
Eğer mahkeme “mutlak butlan” yönünde karar verirse, bu kararın kesinleşmesi için istinaf ve temyiz sürecinden geçmesi gerekecek. Dolayısıyla karar, hemen yürürlüğe girmeyecek. Bu arada CHP mevcut yönetimiyle devam edecek.
Ancak bu süreç uzarsa, partide yapılacak yeni bir kurultay ile sorun hukuki değil, fiilî bir çözümle ortadan kalkabilir.
⚠️ Kayyum Atanır mı?
Hukukçulara göre, mahkemenin vereceği geçici bir tedbir kararıyla kayyum atanması ihtimali de masada. Ancak bu, belediyelere kayyum atamalarındaki gibi bir uygulama olmayacak. Atanacak kişi veya kişiler, CHP üyesi olmak zorunda ve sayıları mahkeme heyetinin takdirine bağlı olacak.
Avukatlar, mahkemenin Kemal Kılıçdaroğlu’nu veya başka bir Parti Meclisi üyesini geçici kayyum olarak atayabileceğini belirtiyor. Av. Bektaşoğlu, “Bu mahkeme heyetinin takdirindedir, hatta karar öncesi avukatlardan görüş de alınabilir,” diyor.
💬 Siyasi Riski Yüksek, Sonuç Belirsiz
İYİ Parti Temsilcisi Tolga Öztürk, “Mahkemenin bu davaya bakması, YSK’nın üzerine paralel bir yapı kurar. Bu, tüm partiler için telafisi güç zararlar doğurur” diyerek siyasi sistemin hassas dengelerine dikkat çekti.
Sürece ilişkin belirsizlik sadece yargı cephesinde değil; CHP’nin siyasi meşruiyeti ve kurumsal güvenilirliği açısından da risk yaratıyor. Eğer mahkeme kararını verir ve bu karar siyaseten ‘doğru’ yönetilemezse, CHP içinde bir meşruiyet krizine dönüşebilir.
📌 BS Ekonomi Yorumu:
- Yargı ile YSK arasında net çizgiler bulanıklaşıyor.
- CHP’nin kurultay süreçlerinin yargıya taşınması, diğer partiler için emsal olabilir.
- Mahkemenin vereceği karar, sadece CHP’nin yönetimini değil, Türkiye’de parti hukukunun yönünü belirleyebilir.
🧭 Sonuç
30 Haziran’daki duruşma, yalnızca Özgür Özel’in koltuğunu değil, CHP’nin iç işleyişinin yargı karşısındaki sınırlarını da belirleyecek nitelikte.
Bu, “kim yönetecek?” sorusunun ötesinde, Türkiye siyasetinde kurumsal işleyişin bağımsızlık, denetim ve meşruiyet ekseninde nasıl şekilleneceğine dair bir test.
Ya siyasi partiler kendi iç hukukunu koruyarak çözüm üretecek ya da yargı sistemi yeni sınırlarını çizecek.
Ve bu sınırlar, sadece bir partinin değil, siyasi sistemin tamamını ilgilendirecek.




