Uluslararası basında Türkiye’nin nükleer dengeye ilişkin pozisyonu yeniden mercek altına alınırken, Bloomberg’in aktardığı değerlendirmeler ile CNN Türk ekranlarında yaşanan dikkat çekici an aynı dosyada birleşti. Ankara’nın söylemden çok sessizlik üzerinden okunan mesajları, bölgesel güç dengesi tartışmalarını hızlandırmış durumda.
Bloomberg, yayımladığı analizde Türkiye’nin, İran’ın nükleer silah geliştirme ihtimali karşısında, istemese dahi bölgesel bir nükleer silahlanma yarışına sürüklenebileceği uyarısına yer verdi. Haberde, Ankara’nın mevcut bölgesel dengeyi bozmak istemediği ancak İran kaynaklı bir nükleer kırılma yaşanması halinde, bu yarışın dışında kalmasının giderek zorlaşabileceği ifade edildi. Bloomberg’e göre ABD öncülüğünde İran’ın silah düzeyinde nükleer kapasiteye ulaşmasını engellemeye yönelik diplomatik ve stratejik girişimler sürerken, başarısızlık senaryosu Orta Doğu’nun tamamı için yeni bir güvenlik mimarisi tartışmasını tetikleyebilir.
Bloomberg’in haberinde ayrıca Türkiye’nin, İsrail’in nükleer silah kapasitesine sahip olduğu yönündeki görüşlerini uluslararası platformlarda dile getirdiği, İsrail’in ise bu kapasiteyi ne doğruladığı ne de reddettiği vurgulandı. Türkiye’nin halihazırda bir nükleer silah programı bulunmadığı, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’na taraf olduğu ve nükleer enerjiyi yalnızca sivil amaçlarla kullandığı özellikle not edildi. Bu çerçevede, Türkiye’de üç nükleer santral planlandığı, bunlardan ilkinin inşasının devam ettiği bilgisi de hatırlatıldı.
Aynı dosya, Ankara’nın iç kamuoyunda verdiği sinyallerle daha da dikkat çekici hâle geldi. Hakan Fidan, CNN Türk’te katıldığı canlı yayında, Ahmet Hakan’ın “Türkiye’nin nükleer silaha sahip olması gerekir mi?” sorusu karşısında uzun süre sessiz kaldı. Fidan, “No comment diyebilirsiniz” önerisine dahi sözlü bir yanıt vermeden gülümsemekle yetindi ve konu başka bir başlığa taşındı. Bu an, hem yayın sırasında hem de sonrasında yoğun biçimde tartışıldı.
CNN Türk yayınındaki bu sessizlik, İsrail ve Yunanistan basınında da geniş yankı buldu. Bazı yorumlarda bu tutum, “Türkiye’den sessiz ama bilinçli bir stratejik sinyal” olarak okunurken, bazı analizlerde Ankara’nın nükleer silahlanma gibi son derece hassas bir konuda bilinçli biçimde pozisyon beyan etmekten kaçındığı vurgulandı. Bloomberg de bu yaklaşımı, Türkiye’nin hem NATO yükümlülüklerini hem de bölgesel kırılganlıkları aynı anda gözeten bir denge siyaseti olarak değerlendirdi.
Haberde ayrıca Adana’daki İncirlik Hava Üssü’ne de atıf yapıldı. Bloomberg’in hatırlattığı üzere, üste ABD’ye ait nükleer silahların konuşlu olduğu uzun süredir biliniyor; ancak Türkiye’nin bu silahları taşıma veya kullanma yetkisi bulunmuyor. Bu durum, Türkiye’nin fiilen nükleer şemsiye altında yer aldığı ancak hukuken ve siyasi olarak nükleer silah sahibi olmadığı ikili yapıyı yeniden gündeme taşıyor.
Sonuç olarak, Bloomberg’in “Türkiye nükleer silahlanma yarışına sürüklenebilir” tespiti ile Fidan’ın CNN Türk ekranlarındaki sessizliği birlikte okunduğunda, Ankara’nın nükleer başlıkta söylemden çok denge ve belirsizlik üzerinden ilerleyen bir strateji izlediği görülüyor. Orta Doğu’da İran merkezli risklerin derinleşmesi ve ABD’nin güvenlik taahhütlerine dair soru işaretlerinin artması, bu sessizliğin önümüzdeki dönemde daha yüksek sesle tartışılmasına zemin hazırlıyor.




