TEHOL’un yüzde 100 bedelli sermaye artırımı kararı fon piyasasında zincirleme etki yarattı
Portföyünde yüzde 50 oranında TEHOL taşıyan TLY fonu, likidite baskısı ve seyreltme riski ile karşı karşıya
Bu tablo yeni fon girişleriyle bedelli finansmanı tartışmasını doğurdu ve ponzi benzeri yapı şüphesini artırdı
TEHOL bedelli sermaye artırımı kararı fon piyasasında sistemik risk tartışmasını başlattı. Sermaye artırımlarına ilişkin tabloda Tera Yatırım Teknoloji Holding AŞ’nin mevcut sermayesini 997 milyon 920 bin TL’den 1 milyar 995 milyon 840 bin TL’ye çıkaracağı ve artışın tamamının bedelli olacağı görülüyor. Bedelli artışa katılmak isteyen yatırımcılar için yeni nakit girişi zorunlu hale gelirken fon tarafında kritik bir sıkışma yaşanıyor.
Piyasada yüksek riskli teknoloji şirketlerine odaklanan TLY fonu portföyünün yüzde 95’ini hisse senetlerinde, yalnızca yüzde 5’lik bölümünü nakitte tutuyor. Fonun portföyünde TEHOL ağırlığının yüzde 50 seviyesinde olması ve son üç ayda fondan net para çıkışı yaşanması sermaye artırımı sürecini fon yöneticisi açısından zorlayıcı hale getirdi. Bedelli sermaye artırımına katılmak için fonun nakit yaratması gerekiyor. Ancak mevcut durumda fon portföyü yeterli nakit taşımadığı için bu ihtiyaç yeni giriş olmadığı sürece hisselerin satışı veya rüçhan haklarının elden çıkarılması ile karşılanabilir.
Fon yönetimi bedelliye katılmak istemezse rüçhan haklarını borsada satarak sınırlı bir nakit girişi sağlayabilir. Ancak bu durumda fonun TEHOL’daki payı seyreleceği için toplam portföy değeri hisse fiyatındaki düşüşten olumsuz etkilenebilir. Bedelliye katılması durumunda ise fon yeni nakit ihtiyacı ile karşı karşıya kalacak. Bu da fon yatırımcısının yeni giriş yapmadığı ortamda pozisyon baskısı yaratıyor.
Bu gelişme sonrasında piyasalarda dikkat çeken bir tartışma ortaya çıktı. Fonun bedelliye katılabilmesi için yeni yatırımcı girişine ihtiyaç duyması durumunda bu yapı bazı uzmanlara göre Ponzi riskini hatırlatan bir finansal döngüye dönüşebilir. Yeni giren yatırımcıların fon havuzuna koyduğu para eski pozisyonların finansmanı için kullanılmaya başlanırsa fonun getirisi aktif performans üretmek yerine para akışına bağlı hale gelir. Bu durum finansal açıdan sürdürülemez bir modele işaret eder.
SPK bülteninde yer alan sermaye artırımı tablosunda sadece TEHOL değil, Adese Gayrimenkul ve Konya Kağıt gibi şirketlerde de yüksek oranlı sermaye artırımları dikkat çekiyor. Likiditenin daraldığı bir piyasa ortamında peş peşe gelen artırımlar fon yöneticilerini sermaye ve nakit yönetimi açısından zorlayıcı bir sürece sokuyor. Bu nedenle fon piyasasında riskler artarken yatırımcıların fon portföy yapısı, seyreltme etkisi ve nakit oranı gibi göstergelere daha yakından bakması gerekiyor.
Bu tablo fon yatırımcısına açık bir uyarı niteliği taşıyor. Aşırı yoğunlaşmış portföyler, yüksek bedelli operasyonları ve zayıf likidite yönetimi fonların kırılganlığını artırıyor. Piyasada yükselen soru şudur: Bu bir yönetim stratejisi mi yoksa fonları zorlayan finansal bir sıkışma mı.




