Borsa İstanbul’da 2025 yılına damga vuran fiyat hareketi, sadece getirisiyle değil, yarattığı soru işaretleriyle de gündemin merkezine oturdu. Yılın en yüksek getirili hissesi, yaklaşık %4.976’lık primle Tera Finansal Yatırım Holding oldu. Dahası, en çok kazandıran ilk üç hissenin tamamında “Tera” isminin yer alması, piyasa dışı bir tartışmayı da beraberinde getirdi.

Veriler net: düşük likiditeye sahip bir hissede, kısa sürede 10 kata yaklaşan fiyatlama oluştu. Teknik grafikte parabolik yükseliş dikkat çekiyor; hacim artışıyla desteklenen bu ralli, klasik bir “momentum” hikâyesinden çok daha fazlasını çağrıştırıyor.

Ancak tartışma yalnızca fiyatla sınırlı değil. Eski MASAK Başkan Yardımcısı Ramazan Başak’ın kamuoyuna açık paylaşımında yer alan şema ve iddialar, konuyu doğrudan kara para, yasa dışı fon akışları ve finansal sistemin suistimali başlığına taşıyor. Paylaşımda; Asya merkezli (Vietnam–Kamboçya hattı) yasadışı faaliyetlerden elde edilen paraların, yetkisiz offshore yapılar ve paravan şirketler üzerinden Türkiye’ye aktarıldığı, bu kaynakların ise belirli aracı kurumlar ve fonlar vasıtasıyla borsaya sokulduğu iddia ediliyor.

Bu çerçevede sorulması gereken soru basit ama kritik:
Bir hisse senedi, serbest piyasada, makul bir hikâye ve finansal dönüşüm olmadan %5 bine yakın nasıl değerlenir?
Normal koşullarda böyle bir ralli;
- olağanüstü kârlılık artışı,
- radikal iş modeli değişimi,
- küresel ölçekte stratejik bir ortaklık
gibi somut gerekçelerle açıklanır. Ancak mevcut tabloda, fiyat hareketi ile temel dinamikler arasındaki makas dikkat çekici biçimde açılmış durumda.
Piyasa kulislerinde dillendirilen iddialar, halka arz süreçlerinden fon dağılımlarına, belirli yatırımcı gruplarının tekrar eden şekilde yüksek getiri elde etmesine kadar uzanıyor. “Borsanın kaymağını yiyen 12 kişi” söylemi tam da bu noktada dolaşıma giriyor.

Asıl sorun ise daha yapısal:
Türkiye’de piyasa gözetimi, para kaynağı denetimi ve fiyat oluşum mekanizması, bu tür olağandışı hareketlere karşı yeterince hızlı ve şeffaf refleks verebiliyor mu?
Küresel ölçekte kara para ile mücadele başlığı altında milyarlarca dolarlık operasyonlar yürütülürken, yerel piyasada bir hissenin %5 bin prim yapması ve bunun “normal piyasa davranışı” olarak geçiştirilmesi, finansal sistemin inandırıcılığını zedeliyor.
Bu noktada mesele bir şirket ya da tek bir hisse değil. Mesele, sermaye piyasalarının güvenilirliği. Çünkü cevapsız kalan her parabolik ralli, uzun vadede bedelini tüm yatırımcıların ödediği bir güven aşınmasına dönüşüyor.




