Bireysel Emeklilik Sistemi (BES), uzun süre yalnızca %30 devlet katkısı sayesinde yatırımcılar için anlamlı görünüyordu. Ancak son 2 yılda yapılan düzenlemeler, fon portföylerine hisse senetleri ve borsa yatırım fonu (BYF) gibi daha dinamik araçların girmesini sağladı. Bu da BES fonlarını adeta yeniden tanımladı.
Eskiden portföylerinin büyük bölümünü sabit getirili tahvillere ayıran BES fonları, enflasyon karşısında değer kaybeden birikimlerle anılırdı. Bugün ise tablo tamamen değişti: Son 3 ila 12 aylık dönemde birçok BES fonu, BIST100 endeksini bile geride bırakan performanslar sergiliyor.
📊 Dönüm Noktası: Fonlara Hisse Serbestliği
Mevzuat değişikliğiyle birlikte özel sektör tahvili, BYF ve hisse senedi oranlarının artırılmasına izin verilmesi; özellikle serbest, değişken ve hisse ağırlıklı fonların getirilerini yukarı çekti. En iyi performans gösteren fonlarda, portföyün %40-60’ı borsa yatırımlarına ayrılmış durumda.
Ayrıca, küresel varlıklara yatırım yapan döviz cinsi BES fonlarında da, hem kur farkı hem de tematik BYF’ler sayesinde pozitif ayrışma görülüyor.
🧾 Devlet Katkısı Dursa da Kazanç Devam Ediyor
Bazı katılımcılar, devlet katkısı tavanına ulaştıktan sonra BES’i pasif bırakıyor. Ancak bu durum, fonların büyümesini engellemiyor. Hatta birçok fon, sadece portföy yönetimi başarısı sayesinde katkı almadan da enflasyonun üzerinde getiri sunabiliyor.

🟩 BS Ekonomi Notu:
BES, artık sadece “devlet katkısıyla değer kazanan” bir sistem değil. Yeni nesil fon yapıları ve aktif portföy yönetimiyle, gerçek bir yatırım aracına dönüşmüş durumda. Fon takibi yapmayan katılımcılar, potansiyel getirilerin farkına bile varmadan sistemde pasif kalabiliyor.
Bu nedenle yalnızca katkı değil, fon kompozisyonu ve yöneticinin stratejisi de kazancınızı belirliyor. Portföyünüzü gözden geçirme zamanı gelmiş olabilir. Uzun vadeli disiplin, doğru fonla birleşince, BES artık birikimin en güçlü kaldıraçlarından biri olabilir.




