- Altında Türkiye–uluslararası piyasa makası eylülde 12 bin dolara çıkmıştı; geçen hafta 1.500 dolara inse de tahribat kalıcılaştı.
- Kota sonrası arz daralması, kaçak altın ve DİR suiistimallerini rekor seviyeye taşıdı; üretim zinciri kırıldı, yüzlerce atölye yurtdışına taşındı.
- Sektör temsilcileri: “40 yıllık ihracat pazarlarını kaybettik. Kota kalkmazsa kayıp telafi edilemez.”

Altın yatırımcısı için son iki yılda yaşanan fiyat makası yalnızca arbitraj fırsatı değil; Türkiye’nin altın–mücevher üretim zincirinin çöküşüne dönüşen sistemik bir kriz. 2023’te getirilen aylık 12 tonluk ithalat kotası, altın arzını keserek kilogramda fiyat farkını eylülde 12 bin dolara kadar taşıdı. Fark geçen hafta 1.500 dolara inse de geride kalan tahribat sektörü derinden vurdu.
Arzın daralmasıyla kaçak altın girişleri ve Dahilde İşleme Rejimi (DİR) suiistimalleri patladı. Ticaret Bakanlığı verileri tabloyu net gösteriyor:
• 2015–2024 arasında 11 yılda yakalanan kaçak altın: 4,8 milyar TL
• 2024’ün yalnızca ilk 10 ayında: 27 milyar TL
Bu olağanüstü sıçrama, piyasanın resmi kanallardan erişemediği altını illegal yollarla bulmaya zorlandığını, kontrolsüz bir “gri tedarik zinciri” yarattığını ortaya koyuyor.
Sektörün omurgası çöktü. İstanbul Altın Rafinerisi’nin devre dışı kalmasıyla 50–100 gramlık altınlarda ciddi kıtlık yaşanıyor. Üretim zinciri kırıldığı için aracı firmalar siparişleri 3–5 gün sonraya çekmek zorunda. Kuyumcukent başta olmak üzere atölye merkezleri boşaldı; dükkânların %60’ı kapalı, kira bedelleri tarihî dipte.
Bu ortamda ihracatçı rekabet gücünü tamamen kaybetti. 2020’ye kadar dünya mücevher ihracatında ilk 3’e giren Türkiye, kota sonrası pazarlarını rakip ülkelere kaptırdı. Dubai ve Mısır’a taşınan firma sayısı 200’ü aşarken yaklaşık 15 bin kişi işsiz kaldı.
İTO Kuyumculuk Komite Başkanı Ercan Özboyacı uyarıyor:
“40 yılda oluşturduğumuz ihracat pazarlarını kaybettik. Aradaki anormal fark yüzünden dünya fiyatının çok üzerinde altın kullanıyoruz; rekabet etmemiz imkânsız.”
Sektöre göre çözüm tek: Kotanın tamamen kaldırılması. Zira ekonomik göstergelerde son aylarda görülen normalleşme, 2023’te getirilen tedbirlerin devam etmesini gerektirmiyor.
Mehmet Ali Yıldırımtürk’ün analizi ise yatırımcı açısından kritik: Kota öncesi 10–20 dolar olan fiyat farkı, belirsizlik dönemlerinde bin 500 dolara, yerel seçim sürecinde 5 bin 500 dolara, sonrasında 12 bin dolara ulaşmıştı. Bu da yatırımcının iç piyasadaki altın fiyatını küresel trendlerle ilişkilendirmesini neredeyse imkânsız hale getirdi.
Bugün fark 1.500 dolar civarına inse de piyasa üzerindeki tahribat bitmiş değil. Üretici darbe yedi, tedarik zinciri kırıldı, ihracat pazarları kaybedildi ve kaçak altın ticareti tarihî zirvede.
Altın yatırımcısı için mesaj net: İç piyasadaki fiyat bozulması hâlâ devam ediyor. Fark kapanmış görünse de sektörün yeniden dengelenmesi için zamana, düzenlemeye ve güvene ihtiyaç var. Makasın kapanması fiyat istikrarı açısından olumlu; ancak sektörün yaralarını sarmadan Türkiye’nin altın piyasasında normalleşme tam anlamıyla başlayamayacak.




