● Türkiye, 11 yıl sonra Hadar Goldin’in naaşının İsrail’e iadesini kolaylaştırdığını açıkladı.
● Ankara, Hamas’a ait tünellerde sıkışmış yaklaşık 100-200 militanın güvenli geçişi için de arabuluculuk yapıyor.
● İsrail ise, bu iddiaları “resmen kabul edilmiş bir anlaşma” olarak tanımıyor.
Ankara ile Tel Aviv arasında diplomatik ve askeri gerilimin yükseldiği bir dönemde, Türkiye’nin bir rol üstlendiği yeni bir gelişme gündemi değiştirebilir. Türk yetkililerin verdiği bilgiye göre, Türkiye 11 yıllık bir bekleyişin ardından, İsrail askerlerinden Hadar Goldin’in naaşının iadesini sağladı. Bu adımın ardında yoğun diplomatik çabalar bulunduğu ifade ediliyor. Öte yandan, bu süreçle paralel olarak Gazze’nin güneyindeki tünellerde halen mahsur olduğu belirtilen yaklaşık 100-200 Hamas militanının güvenli geçişine yönelik bir uzlaşma sağlama hedefi dile getiriliyor.
Bu çifte hamle, sahada şu soruları beraberinde getiriyor: Eğer Türkiye gerçekten arabulucu olarak aktifse — bu, İsrail ile bölgedeki çatışma dengeleri açısından yeni bir sayfa olabilir. Özellikle Hamas’ın ateşkese yönelik daha somut bir angajman göstermesinin beklendiği aşamada, böyle bir değiş tokuş “önceden hayal bile edilmemiş” diplomatik araçları da gündeme taşıyor.
Ancak resmi açıklamalarda dikkat edilmesi gereken hususlar var: İsrail tarafı, Türkiye’nin militan değişimi girişimi iddialarını teyit etmiyor. Yani sürecin salt “bedel karşılığı asker naaşı” olarak kurgulandığı yönündeki çerçeve hâlâ tartışmalı. Bu, yalnızca adli ya da insani boyut değil, aynı zamanda stratejik ve psikolojik bir boyut içeriyor.
Türkiye’nin bu süreçte aktif arabulucu rolü üstlenmesi, Ankara-Tel Aviv hattında yeni bir normalleşme arayışı mı yoksa geçici bir kriz dönemindeki manevra mı olduğunu yakından izleyeceğiz. Bu adımın etkinliği, bölgedeki diğer müzakerelerle — örneğin Gazze’nin yeniden inşası, insani yardımlar, tünel sorunları — birlikte değerlendirildiğinde daha net görülecek.
Sonuç olarak: Uzun yıllar sonra gelen Goldin hamlesi yalnızca bir sembol olmakla kalmıyor; aynı zamanda arka planda Türkiye’nin yüksek riskli dengeler içinde yürüttüğü aktif diplomasinin de bir göstergesi. Bu süreci, bölgesel barış, askeri strateji ve diplomatik sermaye açısından dikkatle takip etmek gerekecek.




