• Türk-İş Başkanlar Kurulu, yaklaşan asgari ücret görüşmeleri öncesi 4 Kasım’da toplanacak.
• Toplantıda sadece ücret rakamları değil, sendikanın eski sistem olan Asgari Ücret Tespit Komisyonu’na katılmama kararı ve kronik yapısal sorunlar da ele alınacak.
• Aralık’ta başlayacak resmi müzakereler öncesi Türk-İş’in bu hamlesi, iş gücü maliyetleri, enflasyon ve işveren-sosyal güvenlik yükleri açısından kritik bir sinyal verdi.
Görüşmelerin arka planı ve kritik konular
Türk-İş, 2 Ağustos’ta imzalanan kamu toplu iş sözleşmeleri çerçeve protokolünün ardından ilk kez üç ay sonra Başkanlar Kurulu’nu topluyor. Konuşulan gündem maddeleri şu başlıkları içeriyor:
- Asgari ücretin 2026 yılı için belirlenmesi ve bunun iş gücü piyasası ile reel ücret düzeyine etkisi.
- Komisyonun işleyişi ve yapısının sendikalarca uzun süredir eleştirilmesi; Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay geçen yıl “Bu sistem adil değil, bir daha komisyonda olmayacağız” ifadesini kullanmıştı.
- İşveren maliyeti, enflasyon yüksekliği, asgari ücretle sosyal yardım alanlar arasındaki denge ve kamu-özel sektör ücretleri arasındaki farklılıklar.
- Müzakerelerde Türk-İş’in nasıl bir strateji izleyeceği: bağımsız mı hareket edecek yoksa diğer konfederasyonlar ve hükümet kuruluşlarıyla birlikte mi?
İş gücü piyasası açısından sonuçlar
Bu toplantı, yalnızca sendika içi bir değerlendirme değil; ülkenin genel ücret dinamiği ve makroekonomik dengeleri açısından önemli bir eşik. Türk-İş’in stratejisi şu şekilde özetlenebilir:
- İşçi maliyetleri ve enflasyon karşısında gerçek ücret düzeyinin korunması için güçlü bir pozisyon alma eğiliminde.
- Ancak işveren ve devlet tarafının yükü artırmaya karşı temkinli olması nedeniyle uzlaşma baskısı altına girebilir.
- Aralık’tan itibaren başlayacak resmi müzakereler öncesi bu hazırlık, mesaj niteliğinde: “Biz hazırız, ancak koşullar değişmeli” anlamına geliyor.




