Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) son verileri, döviz piyasasında dengelerin hızla değiştiğini ortaya koyuyor. Swap hariç net rezervlerde yaşanan sert düşüş ve carry trade çıkışlarının hızlanması, dolar ve dolar/TL üzerindeki baskının yeniden güçlendiğine işaret ediyor.
Son açıklanan verilere göre TCMB’nin swap hariç net rezervleri yalnızca bir haftada yaklaşık 23 milyar dolar eriyerek 43 milyar dolar seviyesinden 20,2 milyar dolara geriledi. Bu ölçekte bir düşüş, son dönemin en sert rezerv kayıplarından biri olarak öne çıkıyor. Aynı dönemde brüt rezervlerin de 218,2 milyar dolardan 155,3 milyar dolara çekilmesi, döviz likiditesinde ciddi bir daralma yaşandığını gösteriyor.
Rezerv tarafındaki bu hızlı erimenin temel nedeni ise yabancı yatırımcı davranışındaki değişim. Özellikle yüksek faiz ortamında Türkiye’ye giren kısa vadeli sermayeyi temsil eden carry trade pozisyonlarında güçlü bir çözülme dikkat çekiyor. Son 4 haftalık süreçte carry trade çıkışı 21,5 milyar dolara ulaşarak rekor seviyeye taşındı. Bu durum, döviz talebini artırırken dolar/TL kurunda yukarı yönlü baskıyı güçlendiren en kritik faktörlerden biri haline geldi.
Grafiklerde görülen keskin düşüş, yabancı bankaların Türk bankalarıyla yaptığı TL swap işlemlerinde son yılların en sert daralmasına işaret ediyor. Bu gelişme, sadece rezervleri değil aynı zamanda piyasanın risk algısını da doğrudan etkiliyor. Yatırımcılar açısından bu tablo, “dolar neden yükseliyor” sorusunun temelini oluşturuyor.
Uluslararası finans kuruluşları da bu gelişmelere paralel olarak beklentilerini güncelliyor. Goldman Sachs ve ICBC, TCMB’nin rezervlerdeki erimeyi dengelemek ve döviz piyasasındaki baskıyı sınırlamak amacıyla nisan ayında 300 baz puanlık faiz artışı yapabileceğini öngörüyor. Bu beklenti, para politikasında yeniden sıkılaşma ihtimalini güçlendirirken, dolar/TL için kritik bir eşik anlamına geliyor.
Burada temel soru, faiz artışının carry trade çıkışını durdurup durduramayacağı. Mevcut veriler, rezervlerdeki kaybın hızının oldukça yüksek olduğunu ve TCMB’nin manevra alanının daraldığını gösteriyor. Bu nedenle olası bir faiz artışı, yalnızca kur üzerindeki baskıyı sınırlamaya yönelik bir adım değil, aynı zamanda döviz piyasasında güveni yeniden tesis etme girişimi olarak okunuyor.
Sonuç olarak, TCMB rezervlerindeki sert düşüş, döviz piyasasında yeni bir stres dönemine girildiğini ortaya koyuyor. Dolar ve dolar/TL tarafında yön, artık sadece teknik seviyelerle değil; rezerv dinamikleri, yabancı sermaye hareketleri ve TCMB’nin atacağı adımlarla birlikte şekilleniyor. Bu da önümüzdeki dönemde para politikasının seyrinin, döviz piyasasının ana belirleyicisi olmaya devam edeceğini gösteriyor.




