• Sayıştay, Gelir İdaresi Başkanlığı’nın 2024 yılı denetiminde vergi uygulamalarında ciddi uyumsuzluklar ve kontrol zafiyetleri tespit etti.
• Bulgular arasında KDV istisnalarının hatalı verilmesi, SGK primlerinin gider yazılması, usulsüzlük cezalarında zaman aşımı gibi yapısal hatalar öne çıktı.
• Rapor, kurumlar vergisi matrahının aşınmasına ve vergi adaletinin zedelenmesine yol açan sistematik açıkların altını çiziyor.
Sayıştay’ın Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) 2024 denetim raporu, Türkiye’de vergi yönetiminin omurgasında ciddi yapısal zafiyetler bulunduğunu ortaya koydu. 19 başlık altında sıralanan bulgular, hem mevzuata uyum hem de denetim süreçlerinde alarm zillerinin çaldığını gösteriyor.
Raporda, bazı mükelleflerin şartları taşımadığı halde KDV istisnası aldığı, damga vergisi takibinin yapılmadığı ve finansman gider kısıtlamasına uyulmadığı tespit edildi. Ayrıca, şüpheli alacak karşılıklarının doğru ayrılmaması, reeskont işlemlerinde mevzuata aykırılıklar ve SGK primlerinin kanunen kabul edilmeyen giderler arasında gösterilmemesi gibi bulgular, kurumlar vergisi matrahını doğrudan etkileyen hatalar olarak değerlendirildi.
Denetim, bazı kurumların iş avanslarını yasal süresinde mahsup etmediğini, gayrimenkul satış kazancı istisnasının yanlış uygulandığını, usulsüzlük cezalarında zaman aşımına uğrandığını ve taşınır işlemlerinde mevzuata aykırı uygulamaların sürdüğünü ortaya koydu. Sayıştay ayrıca, beyannamelerle mali tablolar arasında önemli tutarsızlıklar bulunduğunu belirterek kayıt disiplinine dikkat çekti.
Raporun en çarpıcı bulgularından biri ise, bazı kamu kurumlarının açtıkları davalardaki yükümlülükleri mali tablolara yansıtmaması. Bu durum, kamu hesaplarının şeffaflığı ve borçluluk düzeyinin doğru beyan edilmesi açısından ciddi bir risk olarak değerlendirildi.
Sayıştay’ın bu raporu, Türkiye’nin mali disiplin hikâyesinde “görünmeyen vergi kaçağı”nı açığa çıkarıyor. Bulgular, sadece teknik hatalardan ibaret değil; vergi güvenliği, gelir dağılımı adaleti ve mali şeffaflık açısından sistemsel bir erozyona işaret ediyor. Gelir İdaresi’nin bu tabloyu düzeltmesi, artık sadece bir idari reform değil, ekonomik güvenin yeniden inşası için zorunlu bir adım.




