- Türkiye ekonomisi 1980–2024 döneminde büyüme performansıyla birçok G20 ve Latin Amerika ülkesini geride bıraktı.
- Ancak çalışanların önemli bir bölümü düşük ücret–yüksek enflasyon kıskacında; büyüme refaha dönüşmüyor.
- Ekonomist Fatih Özatay, Türkiye’nin “düşük ücret ve yüksek kur modelinden çıkmak zorunda” olduğunu vurgulayarak sanayi politikası uyarısı yaptı.
Türkiye ekonomisi kritik bir eşikte. 1980’den 2024’e kadar geçen dönemde büyüme performansı güçlü, hatta IMF verilerine göre satın alma gücü paritesine (PPP) göre kişi başına gelir artışında pek çok G20 ve Latin Amerika ülkesinin önünde. Ancak bu başarı hikâyesinin karanlık bir yüzü var: emek kesiminin eriyen refahı.
Ekonomist Prof. Dr. Fatih Özatay, yaptığı değerlendirmede Türkiye’nin büyüme modeliyle gelir dağılımı arasındaki kopukluğa dikkat çekti. Özatay’ın sözleri aslında Türkiye’nin ekonomi modeline dair ciddi bir muhasebe çağrısı niteliğinde:
“Türkiye büyüyor ama çalışanların önemli bir kısmı yoksulluk sınırında. O zaman bu büyüme kim için?”
“Düşük ücret–yüksek kur” modeli çöktü
Özatay’a göre Türkiye uzun yıllardır düşük ücret + rekabetçi kur formülüyle ihracata dayalı büyümeyi sürdürdü. Ancak bu model artık sürdürülebilir değil:
- Üretimin katma değeri düşük
- Verimlilik artışı zayıf
- Ücretler yoksulluk seviyesinde
- İş gücü ucuz ama vasıf olarak geride
- Sanayi orta teknoloji tuzağına sıkışmış durumda
“Fabrikalar Mısır’a kaçıyor” uyarısı
Özatay, son dönemde Türkiye’den Mısır başta olmak üzere düşük maliyetli ülkelere taşınan fabrikaları hatırlattı ve önemli bir riskin altını çizdi:
“Bu süreç kendiliğinden olursa maliyeti ağır olur — istihdam kaybı büyür.”
Buradaki temel tehlike şu: Türkiye sanayi dönüşümünü planlamazsa, düşük maaşlı rekabet gücünü daha ucuz ülkelere kaptıracak ve orta gelir tuzağında sert iniş yaşayacak.
Çözüm: Sanayi politikası ve üretimde dönüşüm
Özatay’ın tespiti net:
✔️ Türkiye sanayi politikasına geri dönmek zorunda
✔️ Katma değerli üretim, teknoloji ve verimlilik stratejik öncelik olmalı
✔️ İş gücü nitelikli hale getirilmeli, ücretler refahı yansıtmalı
Hatta Özatay, 2025 Nobel Ekonomi Ödülü’nün de tam bu temaya verildiğini hatırlatarak “Dünyanın yönü belli, Türkiye gecikirse bedel öder” mesajı verdi.
Türkiye’nin ekonomi tartışması artık şu soruya kilitleniyor:
Büyüme mi refah mı? Yoksa ikisi birlikte mi mümkün?
Cevap net: Model değişmeden mümkün değil. Bu yüzden Türkiye bir yol ayrımında.




