• Netanyahu, İsrail–Yunanistan–GKRY zirvesinde Türkiye’ye yönelik “emperyal hayal” göndermesi yaptı
• Zirveden savunma ve deniz güvenliğinde üçlü koordinasyonu artırma kararı çıktı
• Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Duran, İsrail’i “soykırım” ve “istikrarsızlaştırıcı güç” vurgusuyla hedef aldı
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Kudüs’te düzenlenen İsrail–Yunanistan–Güney Kıbrıs Rum Yönetimi üçlü zirvesinde yaptığı açıklamalarla Türkiye’yi hedef aldı. Netanyahu, isim vermeden Türkiye’yi kastederek “emperyal hayaller” ve “imparatorluk hevesleri” ifadelerini kullanırken, zirveden savunma ve deniz güvenliğinde üçlü koordinasyonun artırılması yönünde karar çıktı.
Netanyahu’nun sözleri, Doğu Akdeniz’de enerji, deniz yetki alanları ve güvenlik dengeleri açısından Türkiye’yi dengelemeye dönük siyasi bir mesaj olarak okundu. İsrail Başbakanı’nın açıklamaları, son dönemde Gazze savaşı ve bölgesel gerilimler nedeniyle sertleşen İsrail–Türkiye hattındaki söylem düzeyini bir adım daha yukarı taşıdı.
Bu çıkışa Ankara’dan gecikmeden yanıt geldi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Netanyahu’nun söylemini sert bir dille eleştirdi. Duran, İsrailli yöneticilerin başkalarını “emperyal emellerle” suçlamasını ciddi bir çelişki olarak nitelendirerek şu ifadeleri kullandı:
“İsrailli yöneticilerin bu bölgede başkalarının emperyalist emellerinden söz etmesi, kısa süre önce tarihin en ağır soykırımlarından birini gerçekleştirmiş olmaları gerçeği karşısında ciddi bir çelişki teşkil etmektedir.”
Duran açıklamasında, İsrail’i bölgeyi istikrarsızlaştıran bir güç olarak tanımlarken, Türkiye’nin bölgesel etkisine yönelik İsrail kaynaklı söylemleri de hedef aldı. “Bölgeyi istikrarsızlaştıran bir güç olan İsrail’in Türkiye’nin gücü ve nüfuzuna yönelik uzun süredir devam eden histerik yaklaşımı olsa olsa gülünç olarak nitelendirilebilir” ifadeleri, Ankara’nın Netanyahu’nun mesajını meşruiyet ve güç dengesi üzerinden reddettiğini ortaya koydu.
BSEkonomi perspektifinden bakıldığında, yaşanan karşılıklı açıklamalar yalnızca diplomatik bir polemik değil; Doğu Akdeniz’de şekillenen yeni güvenlik mimarisine dair açık bir güç mücadelesinin sözlü tezahürü niteliği taşıyor. İsrail–Yunanistan–GKRY hattının savunma koordinasyonunu artırma mesajı, Türkiye’nin bölgedeki askeri ve jeopolitik ağırlığını dengeleme arayışı olarak okunurken, Ankara’nın sert tepkisi bu hattın siyasi meşruiyetini doğrudan hedef alıyor.
Önümüzdeki dönemde bu söylem çatışmasının, yalnızca diplomatik düzeyde değil; enerji, deniz güvenliği ve bölgesel ittifaklar başlığında daha somut jeopolitik yansımalar üretmesi bekleniyor.




