İstanbul 5. İdare Mahkemesi, Başakşehir Mahmutbey ve İkitelli bölgelerinde yer alan, içinde borsada gayrimenkul sertifikası satılan Damla Kent projesinin de bulunduğu askeri alana ilişkin 1/100.000 ölçekli çevre düzeni ve imar planlarını iptal etti. Kararda, söz konusu alanın tampon bölge niteliği, deprem riski, altyapı yetersizlikleri ve askeri alan fonksiyonunun göz ardı edilmesi temel gerekçeler arasında gösterildi.
Mahkeme Gerekçeleri
Mahkeme kararında şu tespitlere yer verdi:
- Plan değişikliğinin “revizyon” yerine “yeni plan” mantığıyla hazırlandığı, bu durumun mevzuata aykırı olduğu,
- Alanda yapılan değişikliklerin sağlık ve güvenlik açısından riskler barındırdığı,
- Afet sonrası toplanma ve tahliye fonksiyonlarını zayıflattığı,
- Bölgenin teknik altyapı açısından büyük eksiklikler içerdiği,
- Askeri alanların fonksiyonunun dikkate alınmadığı.
Bu gerekçeler, 2009’dan itibaren bölgenin tartışmalı imar sürecinde planlama bütünlüğünün ihlal edildiği yönündeki eleştirileri güçlendirdi.
Bakanlık Yeni Planı Askıya Çıkardı
Şehir Plancısı Ceyhan Çılgın, kararı değerlendirirken şunları söyledi: “Mahkeme iptal kararı verir vermez, Bakanlık aynı gün içinde yeni planı alelacele askıya çıkardı. Bu, idari sürecin ciddi biçimde tartışmalı hale geldiğini gösteriyor.”
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın 3 Eylül 2025 tarihli duyurusunda, aynı alan için 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği, 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı yeniden askıya çıkarıldı. Bakanlık, 15 günlük itiraz süresi içinde görüşlerin iletilmesini istedi.
BS Ekonomi Değerlendirmesi
- Mahkeme kararı, borsada sertifikaları işlem gören projelerin hukuki belirsizliğini artırıyor. Bu durum yatırımcı güvenini doğrudan etkileyebilir.
- Bakanlığın iptal kararının hemen ardından yeni planı askıya çıkarması, idari irade ile yargı kararları arasındaki gerilimi gündeme taşıyor.
- Başakşehir’deki askeri alanlar özelinde yaşanan bu süreç, İstanbul’un kentsel dönüşüm politikalarında planlama bütünlüğü, hukuki istikrar ve yatırımcı güveni üçgeninde yeni tartışmaların kapısını aralıyor.




