Uluslararası Para Fonu’nun G20 ülkelerine sunduğu son değerlendirme, küresel ekonominin orta vadeli dinamizmini hızla kaybettiğini gösteriyor. IMF’ye göre dünya, 2009 küresel finans krizinden bu yana en zayıf büyüme patikasına doğru ilerliyor. Ancak bu karanlık tabloda Türkiye gibi büyük gelişmekte olan ülkeler, gelişmiş ekonomilere kıyasla daha güçlü bir performans ortaya koyacak.
IMF raporu, korumacılık dalgası, mali disiplin kaybı, yüksek borçluluk, politika belirsizlikleri ve yaşlanan nüfusun gelişmiş ekonomilerde büyümeyi sınırladığını belirtiyor. Özellikle ABD, Almanya, İngiltere ve Japonya gibi ülkelerde yapısal frenler öne çıkarken; genç nüfus, iç talep potansiyeli ve genişleyen üretim kapasitesi sayesinde Türkiye, Hindistan, Brezilya, Endonezya ve Suudi Arabistan gibi ekonomiler daha güçlü bir yol izliyor.
Fonun projeksiyonları, G20’nin iki ayrı blok halinde ayrıştığını net biçimde ortaya koyuyor. Gelişmiş ekonomi kümesi 2030’da yalnızca yüzde 1,4 büyüyebilirken; Türkiye ve diğer büyük gelişmekte olanlar yüzde 3,9 ile bunun neredeyse üç katına yakın bir performans sergileyecek. Türkiye için öngörülen yüzde 3,9’luk 2030 büyümesi, orta vadede bölgesel bir pozitif ayrışmaya işaret ediyor.
IMF ayrıca küresel ekonomi için tansiyonun düşmeyeceğini, G20 toplam büyümesinin 2025’te yüzde 3,2’ye, 2026’da yüzde 3’e gerileyeceğini belirtiyor. Tasarruf-yatırım dengesizlikleri, artan bütçe baskıları ve jeopolitik kırılganlıklar orta vadeli riskleri ağırlaştırıyor. Johannesburg’da 22–23 Kasım’da yapılacak G20 Liderler Zirvesi bu tabloyu masaya yatıracak; ancak ABD, Çin ve bazı büyük ülkelerin lider düzeyinde katılmaması, küresel koordinasyonun zayıfladığı bir dönemde kırılganlıkları daha belirgin hale getiriyor.
G20’nin büyüme motoru orta vadede gelişmekte olan ülkeler olacak. Türkiye, güçlü nüfus dinamiği ve genişleyen ekonomik kapasitesiyle bu grubun içinde öne çıkan ülkelerden biri olarak konumlanıyor. Ancak küresel risklerin yoğunlaştığı bir dönemde sürdürülebilir büyüme için mali disiplin, verimlilik artışı ve yapısal dönüşümün devam etmesi kritik olmaya devam edecek.




