Yurtiçi tasarruf sahipleri, sıkı para politikası ve reel değerli TL ortamında getiriyi artık ülke sınırları dışında arıyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın son verileri, üçüncü çeyrekte yurtdışı portföy yatırımlarının 4,8 milyar dolarla tarihî zirveye çıktığını gösteriyor. Bu artışın en dikkat çekici kısmı ise hanehalkından geldi: Vatandaş, sadece üç ayda 2 milyar 675 milyon dolarlık yabancı hisse senedi ve bono alımı yaptı.
Detaylara bakıldığında, hanehalkının 1,78 milyar dolarlık yurtdışı hisse senedi yatırımı ve 953 milyon dolarlık tahvil alımıyla rekor kırdığı görülüyor. Para politikasındaki sıkılık, TL’nin reel değer kazanması ve iç piyasada risksiz getirinin sınırlı kalması; tasarruf sahiplerinin döviz bazlı getiri arayışını hızlandırmış durumda. Bu tablo, hem bireysel yatırımcının davranış değişimini hem de Türkiye’nin küresel portföy akımlarına eklemlenme hızını gösteren önemli bir veri olarak öne çıkıyor.
Bankacılık kaynakları, özellikle ABD ve Avrupa piyasalarına yönelik online yatırım kanallarının kolaylaşmasıyla birlikte bu trendin güçlendiğini belirtiyor. Veriler, hanehalkının yalnızca tasarruf tercihini değil, aynı zamanda risk algısını da değiştirdiğini ortaya koyuyor: birey artık getiriyi BIST’te değil, S&P 500 hisselerinde veya ABD Hazine tahvillerinde arıyor.
Son çeyreğe girilirken temel soru şu: bu sermaye akımı kalıcı bir davranış dönüşümüne mi işaret ediyor, yoksa yüksek faiz–güçlü TL döngüsünün yan etkisi olarak mı kalacak? Ekonomi yönetimi sıkı duruşu sürdürürse, yurtdışı portföy yatırımlarında yukarı yönün korunması muhtemel görünüyor.




