Türkiye gibi orta-gelir liginde yer alan ekonomiler açısından finansal sektörün büyüklüğü her zaman avantaj yaratmıyor. Brunel University–Charles University ortak çalışması, 52 orta gelirli ülkeyi kapsayan 1980–2008 dönemi panel analizinde net bir sonuç çıkarıyor: Finansal gelişmişlik ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki doğrusal değil — “ters-U” şeklinde.
Bu ne anlama geliyor?
• Çok zayıf finansal piyasalar büyümeyi destekleyemiyor.
• Ancak aşırı büyümüş finansal sektör de büyümeyi frenleyebiliyor.
• En verimli nokta, iki ucun ortasında, “ne fazla küçük ne fazla büyük” bir finansal derinlik düzeyi.
Araştırmanın bulgularına göre orta gelirli ülkelerde finans sektörü belli bir eşik değeri aştığında, kaynak tahsisi reel ekonomiden koparak bankacılık ve finansal arbitraj alanlarına kayıyor. Bu durum ise:
• Sanayiden uzaklaşma ve üretim kapasitesinin zayıflaması,
• Kredi kanalının spekülatif alanlara yönelmesi,
• Uzun vadede büyüme hızının aşağı çekilmesi
risklerini beraberinde getiriyor.
Türkiye’nin son çeyreklerdeki büyüme kompozisyonuna bakıldığında benzer tartışmalar sık sık gündeme geliyor: Finansın, üretim ve ihracat yerine kendi içinde büyüdüğü bir konjonktür, büyüme kalitesini bozabilir, verimliliği aşağı çekebilir.
Kısacası mesaj net — gelişmekte olan ülkeler için güçlü finans piyasası önemlidir; fakat fazlası, büyümenin rakibine dönüşebilir.





