Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, diplomatik takvim açısından son derece kritik bir üçlü temas turuna imza attı. Ankara’da gerçekleşen görüşmelerde Fidan, Suriye Dışişleri Bakanı Faysal el-Şeybani ve ABD temsilcisi David Barrack ile ayrı ayrı görüşmeler gerçekleştirdi. Görüşmelerde öne çıkan başlıklar arasında Suriye’nin toprak bütünlüğü, mültecilerin geri dönüşü, PKK/YPG unsurları ve sınır güvenliği yer aldı.
Fidan’ın aynı gün içerisinde hem Şam yönetimiyle hem de Washington’la görüşmesi, Türkiye’nin ikili denge stratejisini yeniden yapılandırma çabası olarak değerlendiriliyor. Görüşmeler, başta Kuzey Suriye’nin statüsü olmak üzere, ABD’nin bölgedeki askeri varlığı ve Türkiye’nin güvenlik kaygıları çerçevesinde geniş kapsamlı stratejik alanlara temas etti.
Ankara’nın bölgesel diplomasi trafiği bununla da sınırlı değil. Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın’ın, TBMM’de grubu bulunan siyasi partilere yönelik ziyaretlerde bulunarak “Terörsüz Türkiye” stratejisi kapsamında yürütülen süreç hakkında bilgilendirme yapması bekleniyor. Bu ziyaretin, sadece iç güvenlik değil, aynı zamanda seçim sonrası şekillenecek siyasi denkleme yönelik bir kurumsal pozisyon alma adımı olduğu belirtiliyor.
Türkiye’nin son dönemde artırdığı diplomatik ve istihbari koordinasyon, yalnızca askeri güvenlik bağlamında değil; aynı zamanda göç politikası, sınır ötesi ticaret, yeniden inşa fonları ve bölgesel enerji rotaları açısından da çok katmanlı bir etki üretiyor.
Bu temasların zamanlaması, Suriye’de yeniden uluslararası inşa sürecinin konuşulduğu ve ABD’nin seçim yılı diplomasisinin ivme kazandığı bir döneme denk gelmesi bakımından dikkat çekici. Ankara’nın çok taraflı ve çok düzlemli bu temasları, sadece bölge barışı değil, jeopolitik yatırım güvenliği açısından da uluslararası aktörlerce yakından izleniyor.




