Güney Afrika’nın Johannesburg kentinde düzenlenen G20 Liderler Zirvesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yoğun diplomasi trafiğine sahne oldu. Zirvenin ilk gününden itibaren ardı ardına yapılan temaslar, Türkiye’nin çok yönlü dış politika yaklaşımının güncel bir özetini sundu. Günün en dikkat çekici görüşmelerinden biri İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ile gerçekleşti. Erdoğan, Türkiye–İtalya ilişkilerinde özellikle savunma sanayii ve stratejik işbirliklerinin güçlendiğini belirtti; ikili ilişkilerin her alanda derinleşmesinin iki ülkeye “kazanç” sağlayacağını vurguladı. Masada Gazze de vardı. Erdoğan, ateşkesin korunması ve insani yardımların bölgeye engelsiz ulaşmasının kritik olduğunu ifade ederek iki devletli çözümün “kalıcı barışın tek gerçekçi zemini” olduğunu yineledi.
Ardından Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile yapılan görüşme, Ankara–Paris hattında yeni bir denge arayışının işareti olarak değerlendirildi. İki lider, son dönemlerde gerginleşen dosyalara rağmen iletişim kanallarını açık tutma mesajı verdi. Gazze’de ateşkes ve insani erişim konuları Fransa temaslarının da merkezinde yer aldı. Ukrayna konusunda ise her iki taraf da muğlak ve temkinli bir dil kullandı; Erdoğan, İstanbul müzakerelerinin yeniden canlandırılmasının hâlâ “kapı aralayabileceğini” söyledi.
Zirvenin bir diğer önemli başlığı Kanada idi. Erdoğan, Kanada Başbakanı Mark Joseph Carney ile görüşmesinde savunma sanayii işbirliğinin son dönemde aldığı ivmeyi daha kurumsal bir yapıya taşımak istediklerini belirtti. Ticaret, teknoloji, enerji ve ulaştırma gibi alanlarda ilişkilerin genişletilmesi hedefi öne çıktı. Ankara’nın Ottawa ile ilişkilerinde daha pragmatik bir savunma ve teknoloji ekseni kurma isteği dikkat çekti.
Avrupa Birliği ayağında ise AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile yapılan temas öne çıktı. Türkiye–AB ilişkilerinin “teknik dosyalar” üzerinden yeniden şekillendiği bir dönemde, bu görüşme karşılıklı beklentilerin sınandığı bir temas olarak kayda geçti.
Afrika ve Latin Amerika liderleriyle yapılan görüşmeler, Türkiye’nin küresel siyasette çok-kutuplu yaklaşımını pekiştirdi. Brezilya Devlet Başkanı Lula da Silva ile gerçekleşen görüşme, BRICS dünyasıyla diplomatik temasların devam ettiğini gösterdi. Angola Cumhurbaşkanı Joao Lourenço ile ekonomik ve siyasi ilişkiler masadaydı. Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed Ali ile yapılan görüşmede ise Ankara’nın Afrika Boynuzu’nda ara buluculuk rolünü sürdürme isteği vurgulandı. Erdoğan, Etiyopya–Somali arasında tesis edilen Ankara Deklarasyonu’nun korunmasının bölgesel istikrar için kritik olduğunu belirtti.
Johannesburg zirvesindeki bu yoğun trafik, Türkiye’nin diplomatik esneklik alanını genişletme stratejisinin son örneği oldu: Avrupa’yla dengeli ilişki, Kuzey Amerika ile savunma hattı güçlendirme, Afrika ve Latin Amerika’da yeni ortaklıklar kurma. Gazze ve Ukrayna dosyalarındaki temkinli dil ise Ankara’nın hareket alanını koruma isteğini yansıtıyor.




