Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Trump yönetiminin savaşın sona erdirilmesi için hazırladığı 28 maddelik Ukrayna planı üzerine ilk kapsamlı değerlendirmesini yaptı ve Ankara’nın pozisyonunu net bir çerçeveye oturttu: “Plan, tarafların meşru beklentilerini ve güvenlik ihtiyaçlarını karşılıyorsa anlaşma mümkündür.”
G-20 Zirvesi dönüşü uçakta konuşan Erdoğan, yaklaşımı “pragmatik ama temkinli” bir çizgiye yerleştirdi. Mesaj, hem Washington’a hem Moskova-Kyiv hattına yönelik: Türkiye, çatışmayı bitirecek bir formülün pozitif gündemle başlayan, herkes için kabul edilebilir bir güvenlik mimarisine oturması gerektiğini savunuyor. Özellikle Trump’ın planının bazı başlıklarda “dayatma” içerdiği yönündeki uluslararası eleştiriler düşünüldüğünde, Ankara’nın vurgusu önemli: denge, güvenlik ve yeni bir istikrarsızlık yaratmama kriteri.
Erdoğan, İstanbul görüşmelerine atıf yaparak Türkiye’nin hâlâ masayı kurabilecek az sayıdaki aktörden biri olduğunu hatırlattı. “Daha önce İstanbul’da nasıl kritik bir rol oynadıysak, bugün de yapıcı tavrımızı sürdürmeye hazırız.” Bu söylem, Ankara’nın müzakere diplomasisini tekrar canlandırmak istediğinin erken sinyali.
Trump’ın planı, savaşın dondurulması, belirli bölgelerde kontrol değişimi, NATO güvenlik şemsiyesinin yeniden tanımlanması ve ekonomik-siyasi garantiler gibi hassas maddeler içeriyor. Bu nedenle “herkesi tatmin eden zemin” ifadesi diplomatik anlamda geniş bir çerçeveye işaret ediyor. Ankara’nın mesajı net: Planın kabul edilebilir hale gelmesi, çatışmanın taraflarını yeni bir kırılmaya sürüklemeyecek bir mimari gerektiriyor.
Bu açıklama, Türkiye’nin 2024-2025 döneminde yeniden arabuluculuk kapasitesini devreye sokmaya hazır olduğuna dair ilk resmi sinyal niteliğinde. Washington’un planı tartışma yaratırken Ankara, “pozitif gündem + güvenlik dengesi” kombinasyonunu merkeze alan bir yaklaşım benimsiyor. Bu da Türkiye’yi süreçte yeniden kritik bir aktöre dönüştürebilir.




