Dünyanın en büyük çelik üreticisi olan Çin’de, çelik vadeli işlemleri temmuz ayında ton başına 3.300 yuan seviyesine ulaştı. Bu fiyat, mart başından bu yana görülen en yüksek seviyeyi temsil ediyor. Çinli yöneticiler, yapı malzemeleri alanındaki kapasite fazlasını ortadan kaldırmak amacıyla sanayi politikalarını yeniden yapılandıracaklarını duyurdu. Bu yaklaşım, özellikle üreticilerin kar marjlarını artırma potansiyeli taşıyor. Zira son yıllarda Çin emlak sektöründe yaşanan daralma, küresel çelik talebini olumsuz etkileyerek birçok üreticiyi zor durumda bırakmıştı.
Aynı dönemde Çin’in ham çelik üretimi de ciddi oranda geriledi. Haziran ayında toplam üretim 75,5 milyon ton olarak gerçekleşti. Bu rakam, 2018’den bu yana haziran ayları içinde kaydedilen en düşük üretim düzeyi oldu. Ülkenin en büyük çelik üreticilerinden biri olan Baosteel, 2025 yılı sonunda ulusal üretimin toplamda 50 milyon ton azalmasını beklediğini açıkladı.
ALTYAPI YATIRIMLARIYLA EKONOMİ CANLANDIRILACAK
Çin hükümeti, ekonomik yavaşlamaya karşı yeni altyapı projeleriyle çözüm arıyor. Son olarak, toplam maliyeti 1,2 trilyon yuanı bulacak dev bir hidroelektrik santrali yatırımının duyurulması, piyasada heyecan yarattı. Bu projeyle birlikte demirli metallerde talebin artacağı yönündeki beklentiler, çelik fiyatlarını destekleyen ana unsurlardan biri haline geldi.
Ekonomistler, bu tür altyapı hamlelerinin yalnızca inşaat sektörüne değil, aynı zamanda Çin’in yavaşlayan büyüme ivmesini hızlandırmaya da katkı sağlayacağı görüşünde. Altyapıya yönelik devlet destekli projeler, hem istihdamı artırma hem de iç talebi canlandırma amacı taşıyor. Uzmanlara göre, Çin’in bu stratejisi yalnızca kısa vadeli değil, uzun vadeli ekonomik yapı dönüşümünü de hedefliyor.
KÜRESEL TİCARETTE KORUMACI EĞİLİMLER ARTIYOR
Çin’in ihracat odaklı çelik üretimi, sadece iç taleple değil, dış ticaretteki gelişmelerle de şekilleniyor. Son dönemde Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri gibi büyük ithalatçılar, korumacı politikalarını sıkılaştırarak Çin’den gelen çeliğe ek tarifeler getirmeye başladı. Bu durum, Çinli üreticilerin küresel rekabet gücünü olumsuz etkiliyor.
Ancak Çin, bu tür zorluklara rağmen iç pazarı güçlendirme stratejileriyle ilerlemeye kararlı görünüyor. Yapılan yeni yatırımlar ve üretim düzenlemeleri, ülkenin sadece ekonomik değil, jeopolitik olarak da daha istikrarlı bir pozisyona geçmesini hedefliyor. Çin’in çelik endüstrisi üzerindeki bu dönüşüm çabaları, aynı zamanda dünya genelindeki emtia piyasalarında da yankı uyandırmaya devam ediyor.
Çin’de çelik fiyatlarının yükselmesi sadece geçici bir piyasa hareketi değil; aynı zamanda kapsamlı bir ekonomik yeniden yapılanmanın da işareti. Sanayi politikalarındaki değişim, altyapı yatırımlarıyla destekleniyor ve bu gelişmeler küresel emtia dengelerini de yeniden tanımlıyor. Türk inşaat ve sanayi sektörünün de bu süreci yakından takip etmesinde fayda var.




