- Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikle, 250 metreden derin deniz bölgelerine “tehlikesiz inorganik atıkların” boru hattıyla boşaltılmasına izin verildi.
- Değişiklik, Samsun Tekkeköy’deki Cengiz Holding’e bağlı Eti Bakır tesisinin denize atık boşaltma projesiyle doğrudan ilişkilendiriliyor.
- Uzmanlara göre düzenleme, okyanus asitlenmesi, bentik yaşam kaybı ve karbon kaçağı risklerini artırarak Türkiye’nin su varlıklarına “ağır müdahale” anlamına geliyor.
Denizin 250 Metre Altına Yasa Çıkışı: Eti Bakır’a Atık Boşaltma İzni, Bilim Dünyasında Alarm
Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmelik değişikliği, çevre hukukunda tartışma yarattı. Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği’nde yapılan yeni düzenlemeyle, “tehlikesiz inorganik atıkların” deniz tabanına boru hattıyla dökülmesine izin verildi. Yeni maddeye göre, deniz derinliği 250 metrenin üzerinde olan bölgelerde bu tür atıklar, aynı zamanda “karbon depolama” amacıyla da bertaraf edilebilecek.
Değişikliğin ardından gözler, Samsun Tekkeköy’de Cengiz Holding’e bağlı Eti Bakır tesisine çevrildi. Şirketin atık yönetim projesi kapsamında, asit ve bakır depolarında oluşan atıkların Karadeniz’in derin bölgelerine boşaltılması planlanıyor. Bu adım, uzun süredir çevre örgütleri ve yerel halk tarafından tepkiyle izleniyor.
Çevre mühendislerinden sert uyarı
TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Samsun Şube Başkanı Kübra Küçük, uygulamanın “çevre mühendisliği disiplininin reddettiği bir yöntem” olduğunu söyledi. Küçük, “Sera gazı tutulumu gerekçesiyle karbonun deniz tabanında depolanması, uzun vadede okyanus asitlenmesi, bentik yaşam kaybı ve karbon kaçağı gibi geri dönülmez etkiler yaratır. Bu düzenlemeler Türkiye’nin su varlıklarına yönelik ağır ve sonuçları belirsiz müdahalelerdir” dedi.
Enerji ve çevre politikaları arasında çatışma
Hükümetin bu değişikliği “karbon depolama” gerekçesiyle meşrulaştırdığı belirtiliyor. Ancak çevre bilimciler, karbonun deniz dibinde depolanmasının iklim krizini azaltmak yerine biyoçeşitlilik üzerinde yıkıcı etkiler yaratabileceğini vurguluyor.
Piyasa ve çevre dengesi
Türkiye’nin sanayi ve madencilik politikalarında sıkça görülen enerji–çevre gerilimi bu kararla yeniden gündeme taşındı. Eti Bakır’ın atık yönetiminde sağlanacak maliyet avantajı, çevre riskleriyle birlikte tartışılıyor. Sektör temsilcileri bu kararın benzer projelerin önünü açabileceğini, çevreciler ise bunun “deniz tabanında kalıcı bir atık ekonomisi” yaratacağı uyarısında bulunuyor.
Uzmanlar, kararın uygulanmaya başlamasıyla Karadeniz ekosistemi üzerindeki etkilerin kısa sürede gözlemlenebileceğini, ancak geri dönüşün yıllar alabileceğini belirtiyor.




