- AYM, Cumhurbaşkanına döviz, kıymetli maden ve menkul kıymet işlemlerine müdahale yetkisi veren kanun hükmünü iptal etti
- Kararda, “yetki kanunla sınırlandırılmamış, çerçevesi belirsiz ve yasama yetkisi devredilemez” vurgusu yapıldı
- İptal kararının yürürlüğe girmesi 9 ay ertelendi; süreç finansal düzenleme yetkileri ve ekonomi yönetimi açısından kritik bir kırılma yaratabilir
Anayasa Mahkemesi (AYM), Cumhurbaşkanına döviz işlemleri, menkul kıymet hareketleri ve kıymetli maden ticaretine ilişkin geniş düzenleme yetkisi tanıyan kanun hükmünü iptal etti. Karar Resmî Gazete’de yayımlandı ve Türk para rejimi ile ekonomi yönetimi açısından önemli bir hukuki tartışmayı beraberinde getirdi.
AYM’nin iptal kararı, 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun’un Cumhurbaşkanına verilen yetkileri içeren 1. maddesine ilişkin yapıldı. Söz konusu madde, Cumhurbaşkanına döviz, banknot, hisse senedi, tahvil, kıymetli madenler ve bunlara ilişkin her türlü finansal aracın ithalatı, ihracatı ve ticaretini düzenleme ve sınırlandırma yetkisi veriyordu.
Mahkeme kararında, düzenlemenin mülkiyet hakkı, teşebbüs özgürlüğü ve sözleşme özgürlüğü gibi temel hak ve özgürlüklerle doğrudan ilgili olduğuna dikkat çekildi. Bu nedenle bu alanlarda yapılacak sınırlamaların ancak kanunla yapılabileceği vurgulandı.
AYM’nin gerekçesinde dikkat çeken tespitler yer aldı:
- Yetki geniş ve çerçevesiz: Cumhurbaşkanına verilen yetkinin sınırları belirlenmemiş
- Temel ilke eksikliği: Kanunda hangi şartlarda müdahale yapılabileceği tanımlanmamış
- Yasama devredilemez: Parlamentoya ait kanun yapma yetkisinin devri anlamına gelecek bir uygulama Anayasa’ya aykırı
Kararda ayrıca, “döviz ve kıymetli madenlerin uluslararası hareketine ilişkin kararların kanuni dayanağının yeterli olmadığı” değerlendirildi ve Anayasa’nın 7. maddesi (yasama yetkisi devredilemez) ihlal edildiği sonucuna varıldı.
İptal hükmü hemen yürürlüğe girmeyecek. AYM, kararın 9 ay sonra yürürlüğe girmesine hükmetti. Bu erteleme kararı ekonomi yönetimine uyum süresi verilmesi amacı taşıyor. Ancak yürürlük sürecinde yeni bir düzenleme yapılmazsa, finansal istikrar, döviz rejimi ve sermaye kontrollerine ilişkin mevcut yetki mimarisi değişebilir.
Ekonomi çevreleri kararı, “para ve döviz piyasalarının yönetim sistemi yeniden tanımlanacak” şeklinde değerlendiriyor. Hukukçular ise kararın kuvvetler ayrılığı ve ekonomik düzenleme yetkisinin sınırları bakımından emsal niteliğinde olduğunu vurguluyor.
Bu gelişmeyle birlikte ekonomi yönetiminin döviz piyasalarına yönelik ani düzenleme araçlarının hukuki çerçevesi yeniden tartışılacak. Yeni düzenlemenin Meclis üzerinden yapılması bekleniyor. Kararın piyasalara etkisinin ise hazırlanacak geçiş mekanizmalarıyla netleşeceği ifade ediliyor.




