• 2026 merkezi yönetim bütçesi 18,9 trilyon TL ile bir önceki yıla göre sert biçimde büyüdü
• Bütçe açığı 2,7 trilyon TL olarak öngörüldü; tutar neredeyse faiz giderine eşit
• Harcama kompozisyonunda cari transferler ve faiz yükü belirleyici olmaya devam ediyor


2026 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi, TBMM Genel Kurulu’nda 320 kabul ve 249 ret oyuyla yasalaştı. Yeni bütçe, 2025’teki 14,7 trilyon TL’lik büyüklüğün ardından 18,9 trilyon TL seviyesine çıkarak nominal olarak güçlü bir genişlemeye işaret ediyor. Ancak rakamların arka planı, kamu maliyesinde yapısal baskıların derinleştiğini gösteriyor.
Bütçede dikkat çeken ana başlık, 2,7 trilyon TL’lik bütçe açığı. Bu açık, GSYH’nin yaklaşık yüzde 3,5’ine karşılık geliyor ve büyüklük olarak faiz giderlerine neredeyse bire bir denk geliyor. Başka bir ifadeyle, 2026’da oluşacak bütçe açığının tamamına yakını, borçlanmanın faiz yükünden kaynaklanıyor. Bu tablo, mali disiplin açısından faiz–bütçe dengesi sorununu yeniden merkez sahneye taşıyor.
Harcama tarafında cari transferler en büyük kalem olmaya devam ediyor. Sosyal güvenlik, destek ve transfer harcamaları bütçenin ana yükünü oluştururken, personel giderleri ve faiz ödemeleri de yukarı yönlü seyrini koruyor. Yatırım ve sermaye harcamalarının payı ise toplam bütçe içinde sınırlı kalıyor. Bu yapı, büyümeyi destekleyici kamu yatırımlarından ziyade mevcut yükümlülüklerin finanse edildiği bir bütçe kompozisyonuna işaret ediyor.
Gelir tarafında vergi gelirleri ana dayanak olmaya devam ederken, dolaylı vergilerin ağırlığı korunuyor. Ekonomik aktiviteye duyarlı gelir kalemleri enflasyon ve büyüme varsayımlarına yüksek ölçüde bağımlı. Bu da hedeflerin tutturulamaması halinde bütçe açığının daha da genişleme riskini canlı tutuyor.
Özetle 2026 bütçesi, rakamsal olarak büyük ancak manevra alanı dar bir çerçeve sunuyor. Faiz giderine denk gelen bütçe açığı, kamu maliyesinde asıl kırılganlığın borçlanma maliyeti olduğunu net biçimde ortaya koyuyor. Önümüzdeki dönemde faiz patikasında kalıcı bir iyileşme sağlanmadığı sürece, bütçe dengesi üzerindeki baskının yapısal hale gelmesi kaçınılmaz görünüyor.




