• 2025’te TL, döviz ve altın karşısında sert şekilde değer kaybetti
• Yüksek faiz getirisi, kur ve altın karşısındaki erimeyi telafi edemedi
• “Risk düştü” söylemi, net getiri hesabında sorgulanır hale geldi

2025 yılı, Türk lirası açısından yüksek faiz–yüksek değer kaybı dengesinin en net görüldüğü yıllardan biri oldu. Yıl genelinde TL, dolara karşı yüzde 21,52, euroya karşı yüzde 37,68 değer kaybederken; yarısı dolar yarısı eurodan oluşan döviz sepetine karşı kayıp yüzde 29,78’e ulaştı. Altın karşısındaki değer kaybı ise yüzde 100,68 ile dikkat çekici bir seviyeye çıktı.
Bu tabloya faiz cephesinden bakıldığında, TL mevduatta brüt faiz getirisi yüzde 55, net getiri ise stopaj sonrası yüzde 44,7 olarak gerçekleşti. Ancak bu yüksek nominal getiri, kur ve altın karşısındaki değer kaybı ile birlikte ele alındığında farklı bir resim ortaya koyuyor.
Net faiz getirisi baz alındığında, TL yatırımcısının dolar karşısında fiilen yüzde 19,07 oranında “faiz ödemiş” olduğu görülüyor. Başka bir ifadeyle, yüksek faiz sayesinde TL’nin değer kaybı sınırlanmış gibi görünse de, net hesapta döviz karşısında anlamlı bir reel getiri sağlanamadı.
Altın cephesinde ise tablo daha da çarpıcı. TL’nin altına karşı yüzde 100’ü aşan değer kaybı, faiz gelirinin tümünü silmekle kalmadı, uzun vadeli birikim perspektifinde TL’nin korunma işlevini ciddi biçimde zayıflattı.
Bu veriler, “riskimiz düştü” söyleminin hangi ölçüte göre değerlendirildiği sorusunu yeniden gündeme getiriyor. Kur oynaklığı azalmış olabilir, kısa vadeli finansal istikrar sağlanmış olabilir. Ancak net getiri ve satın alma gücü açısından bakıldığında, riskin ortadan kalkmadığı; sadece biçim değiştirdiği daha net görülüyor.
2025’in bilançosu, TL’de yüksek faizin tek başına yeterli bir koruma sağlamadığını, riskin fiyatlamadan değil, hesap yönteminden gizlendiğini gösteriyor.




