• Sirkeci’de 1 gram altın alımında beyan formu doldurulması tartışma yarattı
• Mevzuatta genel bir “her altın alımında beyan” zorunluluğu bulunmuyor
• 185 bin TL eşiği fiilen izleniyor ancak sektör uygulaması net değil
Ekonomim yazarı Vahap Munyar’ın bugünkü köşe yazısında aktardığı bir örnek, Türkiye’de fiziki altın alımlarına yönelik uygulamaların ne kadar gri bir alanda ilerlediğini yeniden gündeme taşıdı. Munyar’ın paylaştığına göre, Sirkeci’de bir kuyumcudan yalnızca 1 gram altın alan bir kişiye beyan formu doldurtuldu. Bu durum, “küçük tutarlı altın alımlarında da beyan zorunluluğu mu başladı?” sorusunu beraberinde getirdi.
Yazıda, sektör temsilcileriyle yapılan görüşmelerde altın alım-satımında 185 bin TL’lik bir beyan sınırı bulunduğunun ifade edildiği aktarılıyor. Buna göre, bir yıl içinde toplamda bu tutarı aşan altın alımlarında kimlik bilgisi ve beyan zorunluluğu doğuyor. Ancak tekil ve düşük tutarlı işlemler için mevzuatta açık bir “zorunlu form” hükmü yer almıyor. Sirkeci’deki örnekte kuyumcunun, ileride oluşabilecek risklere karşı “tedbir amaçlı” form doldurmuş olabileceği yorumları yapılıyor.
Bu noktada dikkat çeken bir diğer unsur ise sektör içindeki görüş ayrılığı. İstanbul Kuyumcular Odası Başkanı Mustafa Atayık, kamuoyuna yansıyan açıklamalarında “185 bin TL’lik bir kota ya da her altın alımında beyan zorunluluğu olmadığı” görüşünü dile getiriyor. Bu açıklama, sahadaki fiili uygulamalar ile resmî çerçeve arasındaki uyumsuzluğu daha da görünür kılıyor.
Web taraması ve yürürlükteki düzenlemeler incelendiğinde, tablo şu noktada netleşiyor: Türkiye’de altın alım-satımında her işlem için otomatik bir beyan uygulaması bulunmuyor. Ancak kara para aklama ve kayıt dışılıkla mücadele kapsamında, belirli tutarların üzerindeki işlemlerde kimlik tespiti ve bildirim yükümlülüğü öne çıkıyor. Kuyumcular, yaptırımlarla karşılaşmamak adına zaman zaman sınırın altında kalan işlemlerde de daha ihtiyatlı davranabiliyor.
Yaşanan tartışma aslında “yeni bir yasak”tan çok, uygulamanın sahada netleşmemiş olmasına işaret ediyor. Altın piyasasında tam anlamıyla standartlaşmış bir beyan rejimi henüz oluşmuş değil. Bu da yatırımcı ve tüketici tarafında belirsizlik yaratıyor. Görünen o ki, Türkiye’de altın alımlarına yönelik daha kapsamlı ve açık bir çerçevenin hayata geçirilmesi için hâlâ zaman var; mevcut durumda ise kuyumcu-müşteri ilişkisinde ihtiyat, mevzuatın önüne geçmiş durumda.




