• Türkiye, gübrenin ana hammaddesi olan üre ithalatında gümrük vergisini sıfırladı.
• Kararın arka planında Orta Doğu’daki gerilim ve Hürmüz Boğazı kaynaklı arz riski bulunuyor.
• Küresel üre ticaretinin yaklaşık üçte biri Hürmüz’den geçiyor; İran ise dünyanın en büyük ihracatçılarından biri.
Türkiye’de tarım politikası açısından kritik bir adım atıldı. Ticaret Bakanlığı, gübrenin temel hammaddelerinden biri olan üre ithalatında gümrük vergisini sıfırladığını açıkladı. Kararın gerekçesi olarak gıda arz güvenliği ve tarımsal maliyetlerin kontrol altında tutulması gösterildi. Ancak zamanlama dikkat çekici: Orta Doğu’da yükselen jeopolitik riskler, özellikle Hürmüz Boğazı üzerinden geçen enerji ve petrokimya ticaretini yeniden küresel gündemin merkezine taşıdı.
Küresel üre ticaretinin yaklaşık %30’u Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleşiyor. Bu hat, İran ve Körfez ülkelerindeki üreticilerden çıkan gübre hammaddesinin dünya piyasalarına ulaştığı ana arterlerden biri konumunda. İran ise küresel üre ihracatında ilk beş içinde yer alan önemli bir üretici. Dolayısıyla bölgede yaşanabilecek herhangi bir lojistik aksama, yalnızca enerji piyasalarını değil tarımsal emtia zincirini de doğrudan etkileyebiliyor.
Üre üretiminin arkasındaki kimya zinciri de enerji piyasalarına sıkı şekilde bağlı. Üre, amonyak üzerinden üretiliyor; amonyak üretimi ise büyük ölçüde doğalgaza ve özellikle LNG’ye bağımlı. Bu nedenle LNG fiyatlarındaki dalgalanma veya enerji arzında yaşanan kesintiler, gübre maliyetlerini doğrudan yukarı çekebiliyor. Enerji fiyatları yükseldiğinde amonyak üretimi pahalılaşıyor, bu da küresel üre fiyatlarının hızla sıçramasına yol açabiliyor.
Son yıllarda gübre piyasasının ne kadar kırılgan olduğu zaten görülmüştü. Rusya-Ukrayna savaşının ardından Avrupa’da doğalgaz fiyatlarının yükselmesi birçok amonyak tesisinin üretimini kısmasına neden olmuş, küresel gübre fiyatları sert şekilde yükselmişti. Bu süreç özellikle tarım maliyetlerini artırmış ve gıda enflasyonuna önemli bir katkı yapmıştı.
Türkiye’nin aldığı gümrük vergisi kararı bu nedenle yalnızca bir ticaret düzenlemesi değil, aynı zamanda tarımsal maliyetleri önceden kontrol altına alma hamlesi olarak okunuyor. Verginin sıfırlanması ithalatı teşvik ederek iç piyasada arzın artmasını ve fiyat baskısının azaltılmasını hedefliyor.
Ancak piyasa açısından daha kritik soru şu: Hürmüz’deki risk enerji piyasasının ötesine geçip gübre ve tarım zincirinde yeni bir şok yaratır mı? Eğer bölgede gerilim tırmanır ve enerji akışları sekteye uğrarsa, LNG ve doğalgaz fiyatları üzerinden gübre maliyetleri yeniden küresel gündemin üst sıralarına çıkabilir.
Bu nedenle Ankara’nın attığı adım, yalnızca bugünün tarım politikası değil, aynı zamanda jeopolitik risklere karşı ön alıcı bir ekonomik refleks olarak değerlendiriliyor. Küresel enerji-gübre bağlantısı dikkate alındığında, Hürmüz’deki her gelişme artık sadece petrol fiyatlarını değil, gıda fiyatlarının geleceğini de belirleyen kritik bir değişken haline gelmiş durumda.




