• Halkın en yakıcı ekonomik problemi artık net: Barınma ve mutfak.
• Ekonomi yönetimine güvensizlik derinleşti; güvenenlerin oranı sadece %16,6.
• Enflasyon görünümü hâlâ baskın: İlk üç sorun hayat maliyeti ekseninde toplanıyor.
Asal Araştırma’nın Kasım 2025 saha çalışması, ekonomik algının merkezine konut ve mutfak enflasyonunu yerleştirdi. Kira ve konut fiyatlarındaki artış %22,6 ile açık ara önde. Onu %17 gıda fiyatları, %10,5 enflasyon takip ediyor. Yani ilk üç başlığın tamamı aynı hikâyeyi anlatıyor: Yaşam maliyeti, ekonomik tartışmanın tamamını rehin almış durumda.
Grafik, seçmenin somut maliyet kalemlerini soyut makro kavramların önüne koyduğunu gösteriyor. Konut → Mutfak → Enflasyon üçlüsü toplam yanıtların yaklaşık yarısını oluşturuyor. Bu tablo, fiyat istikrarı sağlanmadıkça diğer politika tartışmalarının seçmen nezdinde geri planda kalacağını söylüyor.
Saha verisinin ikinci katmanı daha sert: Ekonomi yönetimine güven %70,4 güvensizlik – %16,6 güven şeklinde dağılmış. Kararsızlarla birlikte tablo, ekonomik otorite üzerine toplumsal kırılmanın büyüdüğünü işaret ediyor. “Ekonomi yönetimi” doğrudan sorun olarak işaretleyenlerin oranı da %4,9. Yani seçmen hem politikalardan memnun değil hem de çözüm adresine dair inanç kaybı yaşıyor.
Bu resim, 2026 politika setinin nasıl tasarlanacağını belirleyecek ana değişkeni net koyuyor: Barınma–gıda–enflasyon üçgeni çözülmeden büyüme, istihdam, sanayi stratejisi veya yatırım teşviklerinin toplumsal karşılık üretmesi zor. Siyasetin de ekonominin de tansiyonunu belirleyen temel kas bugün burada.
Ekonomi yönetiminin algı setini tersine çevirmek için fiyat istikrarı kadar önemli ikinci alan güven duygusunun yeniden inşası. Barınma ve mutfak üzerindeki baskı hafiflemeden toplumsal psikoloji pozitif döngüye girmiyor. Bu araştırma bunu rakamla doğruluyor.
Bu veri masa üstünde durduğu sürece 2026’nın tüm ekonomik tartışmaları tek soruya bağlanır: Fiyatlar düşecek mi, düştüğü kalıcı olacak mı?




