• Türkiye, COP31 için Avustralya ile ortak başkanlık önerdi ancak iki taraf henüz mutabakata varamadı.
• Avustralya “ezici destek” aldığını savunurken, Türkiye esnek formüller ve gelişmekte olan ülkelere finansman odağıyla kendi adaylığını güçlendiriyor.
• Batı Avrupa ve Diğerleri Grubu’nun 28 üyesinin oybirliği sağlanmadan COP31 ev sahibi belirlenemiyor.
Türkiye, gelecek yıl düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi (COP31) için Avustralya’ya ortak başkanlık teklifi sundu. Ancak diplomatik kaynaklara göre görüşmeler ilerledi ancak anlaşmaya dönüşmedi. 2022’de hem Türkiye hem Avustralya ev sahipliği için başvuru yapmıştı; hiçbir taraf geri çekilmeyince dosya COP30’da çözülmesi gereken bir çıkmaza dönüştü.
COP zirveleri, küresel iklim diplomasisinin en kritik mekanizması. Ev sahibi ülke ajandayı belirlediği için karar, yalnızca prestij değil politik yönlendirme gücü anlamına geliyor.
Ankara ve Canberra, Eylül ayında New York’ta yapılan BM Genel Kurulu sırasında ortak başkanlık için “yüksek düzey toplantıları paylaşan” bir model üzerinde çalıştı. Türk kaynaklar bu görüşmelerin “karşılıklı anlayış zemini oluşturduğunu” ancak BM prosedürleri nedeniyle modelin ilerlemediğini belirtiyor.
Avustralya cephesi ise son günlerde daha iddialı. Enerji Bakanı Chris Bowen, COP30 için Brezilya’ya giderken yaptığı açıklamada “Avustralya’nın adaylığı için ezici destek var” dedi. Canberra ayrıca Pasifik ada ülkeleriyle ortak ev sahipliği teklif ediyor; Pasifik Adaları Forumu da Avustralya’nın arkasında.
Türkiye ise kendi adaylığını kapsayıcılık, iş birliği, gelişmekte olan ülkeler için finansman mekanizmalarının güçlendirilmesi ve 2053 net-sıfır hedefi üzerinden konumlandırıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da benzer mesajları Avustralya Başbakanı’na ilettiği belirtiliyor. Kaynaklar, “esnek formüller hâlâ mümkün” derken, anlaşma olmazsa Türkiye’nin tek başına ev sahipliğini üstlenmeye hazır olduğunu da vurguluyor.
Karar, BM’nin “Batı Avrupa ve Diğerleri Grubu” (WEOG) içindeki 28 ülkenin oybirliği ile alınmak zorunda. Bu nedenle COP31, teknik bir seçim değil; diplomasinin ince ayar gerektiren bir güç testi hâline dönüşmüş durumda.
BSekonomi Yorumu
Türkiye–Avustralya hattındaki COP31 müzakeresi, iklim zirvesi ev sahipliğinden çok daha fazlasını temsil ediyor. Pasifik’in jeopolitik dengeleri, gelişmekte olan ülkelerin finansman talebi, AB–Avustralya–Türkiye üçgenindeki diplomatik pozisyonlanma ve BM iç prosedürleri aynı masada kesişiyor. Ev sahibi henüz yok; ancak bu süreç, küresel iklim müzakerelerinin artık sadece çevresel değil jeostratejik bir güç oyunu olduğunu bir kez daha gösteriyor.




