● PKK “Türkiye’den çekiliyoruz” açıklaması yaptı; Rudaw ise bunun sınırlı bir nakil olduğunu yazdı.
● Açıklama, 28 Ekim’deki Erdoğan–DEM Parti görüşmesi öncesine denk geldi.
● Ankara, bu adımı “siyasi manevra” olarak görürken bölge kaynakları barış süreci vurgusuna dikkat çekiyor.
26 Ekim sabahı, PKK tarafından yapılan yazılı açıklamada, “Türkiye’deki tüm güçlerimizi geri çekiyoruz” ifadeleri yer aldı. Haber kısa sürede Independent Türkçe tarafından duyuruldu. Ancak Rudaw’ın edindiği bilgilere göre bu çekilme, kapsamlı bir stratejik geri adım değil, bir grubun başka bir bölgeye aktarılması anlamına geliyor.
Rudaw’a konuşan kaynaklar, “Bu adım barış süreci için bir jest niteliğinde olabilir, ancak fiili olarak birkaç grubun yer değişiminden ibaret,” diyerek kapsamın sınırlı olduğunu belirtti. Açıklamanın 28 Ekim’de yapılması beklenen Cumhurbaşkanı Erdoğan – DEM Parti görüşmesinden hemen önce gelmesi ise dikkatleri yeniden Ankara’ya çevirdi.

Zamanlama ve siyaset
Ankara kulislerinde bu açıklama, “barış sinyali”nden çok “algı yönetimi” olarak yorumlanıyor. Hükûmet kaynakları, 2013’teki çözüm sürecine benzer bir iletişim dili kurulmadığı sürece, bu tarz açıklamaların “uluslararası kamuoyu baskısı üretmeye dönük kozlar” olarak değerlendirileceğini vurguluyor.
DEM Parti içindeki bazı isimler ise, bu adımın “barış zemininin yeniden kurulması” yönünde sembolik bir jest olarak okunabileceğini savunuyor.
Bu gelişme, siyasetten çok jeopolitik psikoloji açısından anlamlı. Türkiye’nin güvenlik ekseninde yumuşama beklentisi doğuracak kadar büyük değil; fakat Erdoğan–DEM görüşmesi öncesi algı alanını şekillendirecek kadar stratejik.
Gerçekte 26 kişilik bir grubun bölge değişimi, “çekilme” manşetiyle sunuldu. Bu, Ortadoğu siyasetinde sık görülen “sahada küçük, masada büyük” hamlelerden biri.
Kısacası, çekilmeden çok yer değiştirme, barıştan çok gündem mühendisliği var.
Ve Türkiye, bir kez daha siyasetle güvenliğin aynı masaya oturduğu ince çizgide yürüyor.




