
• İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İsrail’in Gazze’deki saldırılarına ilişkin uluslararası hukuk çerçevesinde resen soruşturma başlattı.
• Soruşturma, “soykırım”, “insanlığa karşı suçlar” ve “savaş suçu” kapsamında yürütülüyor.
• Türkiye, savaş hukukuna aykırı eylemler nedeniyle ilk kez “uluslararası ceza takibatı” dosyasını açmış oldu.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 7 Kasım 2025 tarihli açıklamayla, İsrail’in Gazze’deki askeri operasyonları ve sivil hedeflere yönelik sistematik saldırılarını “soykırım” kapsamında incelemeye aldığını duyurdu. Başsavcılık, yürütülen soruşturmanın Türk Ceza Kanunu’nun 13. ve 76. maddeleri ile uluslararası hukuk hükümleri çerçevesinde başlatıldığını açıkladı.
Açıklamada, 17 Ekim 2023’teki Ehl Baptist Hastanesi saldırısı, Tıfkırren Dostluk Hastanesi’nin bombalanması, yüzlerce kadının ve çocuğun hayatını kaybettiği olaylar ve İsrail ordusunun “insani yardım konvoylarını hedef alması” örnek gösterilerek, bu eylemlerin uluslararası ceza hukuku açısından savaş suçu niteliği taşıdığı belirtildi.
Başsavcılık, ayrıca Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi ve Cenevre Sözleşmeleri uyarınca, Gazze açıklarında görev yapan Küresel Sınır Filosu gemilerine yönelik saldırıların da “uluslararası hukuk ihlali” kapsamında değerlendirildiğini bildirdi.
Soruşturma dosyası, Türk Ceza Kanunu’nun 13. maddesi (yabancıların Türkiye dışında işlediği suçlar) ile 76. maddesi (soykırım), 77. maddesi (insanlığa karşı suçlar) ve 78. maddesi (savaş suçu) hükümlerine dayanıyor. Bu kapsamda “kasten öldürme”, “sivil hedeflere saldırı”, “zorla yerinden etme”, “açlığa mahkûm etme” ve “insani yardımın engellenmesi” gibi suçlamalar yer aldı.
Açıklamada ayrıca, Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, soruşturmayı yürütmek üzere İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ile koordineli çalıştığı ifade edildi.
Savcılık, başta İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, Başbakan Benjamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yoav Gallant olmak üzere sivil ve askeri yetkililer hakkında delil toplama sürecine başlandığını duyurdu.
İsrail Devleti’nin Üst Düzey Siyasi ve Askerî Yetkilileri
Açıklamada açıkça belirtilen veya görev konumları gereği soruşturmaya dahil edilen başlıca isimler:
- Isaac Herzog – İsrail Cumhurbaşkanı
- Benjamin Netanyahu – İsrail Başbakanı
- Yoav Gallant – İsrail Savunma Bakanı
- Herzi Halevi – İsrail Genelkurmay Başkanı
- David Barnea – Mossad Direktörü
- Ron Dermer – Stratejik İşler Bakanı ve Netanyahu’nun yakın danışmanı
Bu isimler, “sivil hedeflere yönelik sistematik saldırıların planlanması, onaylanması ve uygulanmasında” doğrudan sorumluluk taşıdıkları gerekçesiyle değerlendiriliyor
Basın açıklamasında, Gazze’de yaşanan olayların “savaş değil, sivil nüfusa yönelik sistematik bir yok etme politikası” olduğu ifade edilerek, eylemlerin soykırım tanımıyla örtüştüğü vurgulandı.
Türkiye, bu adımla birlikte uluslararası hukuk düzleminde resen ceza soruşturması açan ilk ülkelerden biri oldu.
Savcılık ayrıca, Eyyet, Nitelikli Yağma, Mala Zarar Verme, Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma ve İşkence suçlarının da dosya kapsamına dahil edildiğini belirtti.
Bu hamle, Türkiye’nin uluslararası hukuk arenasında diplomatik sınırları aşan bir “hukuki diplomasi” girişimi olarak görülüyor.
Ekonomik ve siyasi düzeyde İsrail ile ilişkilerin gerildiği bu dönemde, savcılığın kararı sadece yargısal değil, aynı zamanda politik etki alanı yüksek bir sinyal niteliğinde.
Uzmanlara göre, soruşturmanın fiilen bir yargılama sürecine dönüşmesi zor olsa da, Türkiye’nin uluslararası ceza normlarını referans alan aktif bir hukuk devleti pozisyonu sergilemesi, hem iç hem dış politikada yeni bir zemin yaratabilir.
Başsavcılık, delil toplama sürecinin devam ettiğini ve kamuoyunun bilgilendirileceğini açıkladı.




