BSEKONOMİ | GEÇİM ENDEKSİ
📊 Türk-İş: Açlık Sınırı 26 Bin TL’yi, Yoksulluk Sınırı 85 Bin TL’yi Aştı
30 Haziran 2025 – Ankara
Türkiye’nin en büyük işçi konfederasyonlarından Türk-İş, Haziran ayına ilişkin “Açlık ve Yoksulluk Sınırı” araştırmasının sonuçlarını yayımladı. Verilere göre dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 26.115 TL’ye, yoksulluk sınırı ise 85.066 TL’ye yükseldi. Bu rakamlar, bir önceki aya kıyasla açlıkta 1.023 TL, yoksullukta ise 3.332 TL’lik artışa işaret ediyor.
Artan gıda, kira, ulaşım ve temel ihtiyaç fiyatları, geçim maliyetlerini hızla yukarı taşırken, reel ücretlerin satın alma gücünü koruyup koruyamadığı sorusu bir kez daha gündeme geliyor
Açlık sınırı, yalnızca gıda harcamalarını baz alarak hayatta kalabilmek için gerekli en düşük harcama tutarını ifade ediyor. Yoksulluk sınırı ise gıda dahil olmak üzere kira, ulaşım, sağlık, eğitim ve diğer temel kalemleri kapsayan asgari geçim maliyetini temsil ediyor.
Türk-İş’in tanımına göre bu veriler, “asgari geçim düzeyi”nin altında kalan ücretlerin, yoksullukla değil doğrudan temel yaşamın sürdürülememesiyle sonuçlanabileceğini ortaya koyuyor.
Gıda kalemlerindeki artış oranı, genel TÜFE sepetinden yüksek seyretmeye devam ederken, özellikle et, süt, peynir, yumurta, bakliyat ve sebze fiyatlarındaki yükseliş dikkat çekiyor. Kiralar ve ulaştırma giderleri de yoksulluk sınırının yükselmesinde belirleyici faktörler arasında.
💬 Türk-İş’ten Açıklama: “Bu Gelirle Geçim Olmaz”
Konfederasyonun açıklamasında şu ifadelere yer verildi:
“Geçim endeksi, çalışanların maaş artışlarının, temel yaşam ihtiyaçlarını karşılamada ne kadar yetersiz kaldığını net biçimde ortaya koymaktadır. Bir ailenin yoksulluk sınırı 85 bin TL’ye ulaşırken, asgari ücret 17.002 TL seviyesinde kalmıştır. Bu koşullarda sürdürülebilir bir yaşamdan söz edilemez.”
🔍 BSEkonomi Yorumu: Satın Alma Gücü Eridi, Ücret–Yaşam Uyuşmazlığı Derinleşti
Açıklanan veriler, ücret artışlarının fiyat artışlarını telafi edemediğini, hatta her ay biraz daha geride kaldığını gösteriyor.
Asgari ücretin açlık sınırının yaklaşık 9.000 TL altında kalması, tek bir çalışanın değil, dört kişilik bir ailenin temel gıda ihtiyacının dahi karşılanamadığını ortaya koyuyor.
Nominal ücret artışları yüksek görünse de, yüksek enflasyon ortamında bu artışlar hızla etkisiz hale geliyor. TÜFE ile Türk-İş’in gıda sepeti arasında açılan makas, resmî enflasyonun, dar gelirli kesimlerin gerçek harcama kalıplarını yeterince yansıtmadığını gösteriyor.
Özellikle büyükşehirlerde yaşanan kira artışları, artık hanehalkı bütçelerinin yarısını aşacak noktaya gelmiş durumda. Ulaşım ve enerji maliyetleriyle birleşince, yoksulluk sınırındaki artış kalıcı bir trende dönüşüyor.
Bu veriler, iç talep dinamiklerinin zayıfladığı ve hanehalkı tasarruflarının eridiği bir döneme işaret ediyor. Sosyal transferlerin yetersiz kalması durumunda, geniş toplum kesimlerinin borçluluğu ve kredi geri ödeme riskleri artabilir.
Tüketici davranışları daralırken, zorunlu harcamalara yönelim daha da artacaktır. Bu da perakende, gıda ve enerji sektöründe fiyat hassasiyetini artıran bir eğilimi tetikleyebilir.
Finansal kurumlar açısından ise geri ödemelerdeki potansiyel bozulmayı göz önüne alarak kredi portföylerini daha dikkatli yönetme ihtiyacı ortaya çıkıyor.
📌 Sonuç:
Türk-İş’in Haziran 2025 verileri, ekonomik göstergelerin tabana nasıl yansıdığını çarpıcı biçimde ortaya koyuyor. Ortalama bir aile için geçim maliyeti artık 85 bin TL seviyesinde ve mevcut maaşlar bu eşiğin oldukça altında.
Bu tablo, sadece işçilerin alım gücünü değil, aynı zamanda iç talebi, kredi riskini ve sosyal istikrarı da ilgilendiriyor. Yılın ikinci yarısında ücret ayarlamaları ve sosyal destek paketleri bu uçurumu azaltabilecek enstrümanlar olacak. Aksi takdirde, gelir dağılımındaki bozulma çok daha görünür hale gelebilir.




