Ekonomi programının üçüncü evresine girildi; enflasyonun iki yıl içinde tek haneye indirilmesi hedefleniyor.
Bütçe açığının milli gelire oranı kalıcı biçimde yüzde 3’ün, cari açığın ise yüzde 1’in altına düşürülmesi amaçlanıyor.
Türkiye’nin ticaret, lojistik ve üretimde bölgesel merkez haline gelmesi stratejik öncelik olarak öne çıkıyor.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye’nin uyguladığı Makroekonomik İstikrar ve Reform Programı’nda üçüncü evreye girildiğini açıkladı. Batman Üniversitesi’nde düzenlenen “Küresel Meydan Okumalar ve Türkiye” başlıklı konferansta konuşan Şimşek, yeni dönemin temel hedeflerini net rakamlarla ortaya koydu.
Şimşek’e göre üçüncü evrede enflasyon önümüzdeki iki yıl içinde tek haneye indirilecek. Bütçe açığı milli gelire oran olarak kalıcı biçimde yüzde 3’ün altına düşürülecek, cari açık ise sürdürülebilir şekilde yüzde 1’in altına çekilecek. Bu hedeflerin, sıkı para ve maliye politikasıyla birlikte yapısal dönüşüm adımlarıyla destekleneceği vurgulandı.
Programın ilk iki evresinin başarıyla geride bırakıldığını belirten Şimşek, ilk aşamada hayat pahalılığıyla mücadeleye, ikinci aşamada bütçe disiplinine odaklanıldığını, üçüncü evrede ise dış dengede kalıcı iyileşmenin ve sürdürülebilir büyümenin öne çıktığını ifade etti. Yapısal dönüşümün merkezinde sanayide dönüşüm, yeşil ve dijital dönüşüm ile üretken altyapı yatırımlarının yer aldığına dikkat çekti.
Küresel ekonomide artan korumacılığa işaret eden Şimşek, Türkiye’nin bu ortamda göreceli olarak daha dayanıklı bir konumda olduğunu söyledi. Türkiye’nin ihracatının yüzde 62’sinin serbest ticaret anlaşmalarının bulunduğu Avrupa Birliği ve yakın coğrafyaya yapıldığını, dost ve kural bazlı ülkeler eklendiğinde bu oranın yüzde 80–85’e ulaştığını belirtti.
Türkiye’nin lojistik ve ticaret açısından bir merkez haline getirildiğini vurgulayan Şimşek, Orta Koridor ve Kalkınma Yolu projelerinin küresel rekabet gücünü artıracağını söyledi. Asya’dan Avrupa’ya taşımacılık süresinin Orta Koridor ile 18 güne kadar düşebildiğine dikkat çekerek, bu projelerin Türkiye’yi üretim ve ticarette bir üs konumuna taşıdığını ifade etti. Körfez ülkeleriyle yeni serbest ticaret anlaşmalarının gündemde olduğu, Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği’nin güncellenmesinin de bu stratejinin parçası olduğu belirtildi.
Borçluluk oranlarının düşük olmasının Türkiye için önemli bir avantaj sunduğunu dile getiren Şimşek, hanehalkı borcunun milli gelire oranının yüzde 10 seviyesinde olduğunu hatırlattı. Enflasyon düştükçe finansal koşulların iyileşeceğini, faizlerin gerilemesiyle birlikte konut ve otomobil gibi alanlarda daha uzun vadeli ve erişilebilir finansman imkanlarının doğacağını söyledi.
Bölgesel kalkınma vurgusu da öne çıkan başlıklardan biri oldu. Şimşek, terörsüz Türkiye süreciyle birlikte Doğu ve Güneydoğu’nun yeni büyüme motorları haline geleceğini, özel sektör yatırımlarının bu bölgelerde hız kazanacağını belirtti. GAP ve DAP bölgelerinde kişi başına gelirin Türkiye ortalamasının iki katına çıkabileceğini ifade etti.
Makro dengelere ilişkin değerlendirmelerinde Şimşek, bütçe disiplininin güçlendiğini, kamuda tasarruf tedbirleriyle önemli bir alan açıldığını söyledi. Deprem harcamalarına rağmen bütçe açığının kontrol altına alındığını, kamuda taşıt, bina, seyahat ve enerji giderlerinde ciddi tasarruf sağlandığını vurguladı.
Dış dengede ise cari açığın milli gelire oranının yüzde 1–1,5 bandına gerilediğini, altın ithalatı hariç tutulduğunda cari açığın büyük ölçüde sorun olmaktan çıktığını belirten Şimşek, rezervlerde ve KKM çıkışlarıyla birlikte toplamda yaklaşık 270 milyar dolarlık bir iyileşme sağlandığını aktardı. Bu gelişmelerin Türkiye’nin risk primini düşürdüğünü ve dış finansmana daha düşük maliyetle erişimi mümkün kıldığını söyledi.
Şimşek’in mesajı netti: Üçüncü evre, yalnızca dezenflasyon değil; kalıcı mali disiplin, sürdürülebilir dış denge ve daha adil gelir dağılımını birlikte hedefleyen bir büyüme modeline geçiş anlamına geliyor. Bu çerçevede küresel koşulların da Türkiye lehine dönmeye başlaması, programın uygulanabilirliğini güçlendiren temel unsurlardan biri olarak öne çıkıyor.




