Türkiye’nin sağlık harcamaları 2024 yılında sert bir sıçrama kaydetti. TÜİK’in açıkladığı verilere göre toplam sağlık harcaması bir yıl içinde yüzde 89,6 artarak 2 trilyon 359 milyar TL’ye ulaştı. Bu artış, hem kamu hem de özel sektör tarafında maliyet baskılarının ne kadar hızlandığını gösteriyor. Kamu sağlık harcamaları yüzde 86,1 artışla 1 trilyon 794 milyar TL’ye çıkarken, özel sektör harcamalarında yüzde 101,8’lik daha keskin bir yükseliş gerçekleşti ve toplam 564 milyar TL’yi aştı.
Finansman dağılımı da dikkat çekici. Sağlık harcamalarının yüzde 39,5’i SGK tarafından karşılanırken, merkezi devletin payı yüzde 36 seviyesinde. Hanehalklarının doğrudan üstlendiği sağlık giderleri ise yüzde 18,8’e ulaşarak önemli bir yük oluşturmaya devam ediyor. Sigorta şirketleri yüzde 2,8’lik paya sahip; mahalli idareler ve kar amacı gütmeyen kuruluşların katkısı sınırlı kalıyor.
Makro ölçekte bakıldığında, toplam sağlık harcamasının GSYH’ye oranı yüzde 5,3’e yükseldi. Cari sağlık harcamasının GSYH içindeki payı ise yüzde 4,9. Bu seviyeler Türkiye’nin sağlık ekonomisinin hem büyüklüğünü hem de genişleyen maliyet yapısını ortaya koyuyor.
Hizmet sunucularına göre dağılımda tablonun ağırlığı yine hastanelerde. Sağlık harcamalarının yüzde 54,6’sı hastanelere yönelirken; perakende tıbbi ürün ve malzeme sağlayanların payı yüzde 19,6, ayakta bakım hizmetlerinin payı yüzde 11 düzeyinde.
Hanehalkı açısından en kritik veri ise kişi başı sağlık harcaması. 2024’te yüzde 89,2 artışla 27 bin 587 TL’ye çıktı. Döviz bazında ise yüzde 35,3 artışla 840 dolara yükseldi. Bu görünüm, maliyetlerdeki yükselişin hem kamu bütçesi hem aile bütçeleri üzerinde ciddi baskı yarattığını ve 2025’e girerken sağlık ekonomisinin en önemli kırılgan alanlardan biri olmaya devam ettiğini gösteriyor.




