🟥 TBMM’den Şam’a Diplomatik Zemin: “İsrail’in Saldırıları Bölge Barışına Topyekûn Tehdit”
Türkiye Büyük Millet Meclisi, İsrail’in Suriye’nin başkenti Şam’a yönelik hava saldırılarına karşı Meclis Başkanlığı tezkeresini dün gece oy birliğiyle kabul etti. Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un imzasını taşıyan metin, yalnızca bir kınama değil, aynı zamanda uluslararası diplomasiye bir çağrı ve Ankara’nın bölgesel pozisyonuna ilişkin net bir çerçeve sunuyor.
Tezkerenin Satır Arası: Bölgesel Barış Vurgusu, Netanyahu’ya Açık Mesaj
Tezkerede, İsrail’in “hukuk tanımazlığı” doğrudan hedef alınırken, Gazze ve işgal altı Filistin topraklarındaki soykırımın ardından Lübnan, İran ve son olarak Şam’a yönelik saldırıların, Netanyahu yönetiminin çatışma stratejisini açıkça ortaya koyduğu vurgulandı.
“Suriye’nin toprak bütünlüğü açıkça ihlal edilmekte, Filistin halkına karşı sürdürülen soykırım gözlerden kaçırılmaya çalışılmaktadır” denilen metin, İsrail’in saldırganlığını sadece bir askeri hamle değil, siyasi dikkat saptırma taktiği olarak tanımlıyor.
Diplomatik Mimari: Tezkere + Fidan Açıklamaları
Bu karar, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Süveyda kriziyle ilgili yaptığı açıklamalarla eşgüdüm içinde değerlendirilmekte. Fidan, hem YPG’ye hem de İsrail’e net uyarılar göndererek, “fırsatçılığın büyük risk getireceğini”, Türkiye’nin ABD, Ürdün ve Suudi Arabistan’la koordinasyon içinde olduğunu vurgulamıştı.
Ankara böylece askeri olmayan ama yüksek tonda diplomatik bir set kurma stratejisiyle, TBMM zemininden uluslararası hukuka dayalı refleksler geliştiriyor.
TBMM’nin Tezkeresinden Başlıklar:
- Şam saldırıları açıkça kınandı.
- Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğü savunuldu.
- İsrail’in bölgeyi istikrarsızlaştıran politikalarına karşı uluslararası kamuoyuna çağrı yapıldı.
- Bildirinin Resmî Gazete’de yayımlanması Genel Kurulun onayına sunuldu.
- “Suriye’deki barış, bölge barışıdır” vurgusu yapıldı.
- Netanyahu yönetiminin çıkar hesaplarına dayalı çatışma stratejisi hedef alındı.
Bsekonomi Notu:
📌 TBMM’nin tezkere kararı, 16 Temmuz’da yeni bir diplomatik pozisyon belgesi olarak kayıtlara geçti. Bu kararın önümüzdeki günlerde BM nezdinde veya Arap Birliği platformlarında daha geniş diplomatik hareketlere altyapı oluşturması bekleniyor.
📌 Öte yandan, Ankara bu süreçte bir “sert güç” değil, “sistem kurucu diplomasi” kartını oynamayı tercih ediyor. TBMM’nin oy birliğiyle aldığı bu karar, sadece İsrail’e değil, bölgedeki diğer aktörlere de Ankara’nın kırmızı çizgilerini net şekilde aktarıyor.
📌 Şam merkezli bu diplomatik duruş, aynı zamanda Türkiye’nin “Suriye’nin normalleşmesine katkı” stratejisini uluslararası meşruiyete taşıma adımı olarak da değerlendirilmeli. Özellikle 8 Aralık sonrası oluşan yeni Suriye yönetimiyle temas zemini genişletiliyor.
Bölgedeki jeopolitik satrançta yeni bir hamle: Türkiye diplomasiyle savunma kuruyor.




