Ortadoğu’da Fırtına Sessizce Yaklaşıyor: İsrail, ABD ve İran Çatışmasına Doğru mu?
12 Haziran 2025 sabahına girilirken New York Times, Reuters ve çeşitli diplomatik kaynaklardan gelen haberler, Ortadoğu’da sessiz bir fırtınanın eşiğinde olduğumuzu gösteriyor. İsrail’in, nükleer program nedeniyle İran’a sınırlı ama yüksek etkili bir saldırıya hazır olduğu iddiaları, ABD’nin personel ve diplomatlarını Irak’tan çekmesiyle somutlaşan bir senaryoya dönüşmüş durumda.
ABD’den Sessiz Tahliye, İsrail’den Operasyon Hazırlığı
Washington yönetimi, resmî olarak “gönüllü tahliye” olarak adlandırdığı bir planla ABD askerlerinin ailelerini Orta Doğu’dan çekmeye başladı. Aynı zamanda Bağdat ve Erbil’deki diplomatik personelin büyük bir kısmı geri çağrıldı. Trump yönetimi, bu kararı “İran ile nükleer görüşmelerin tıkandığı” ve “Çatışma çıkarsa hedef olabileceği” kaygısıyla açıklıyor.
IAEA’dan Kritik Karar: İran, 20 Yıl Sonra İlk Kez Resmen Suçlandırıldı
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA), Viyana’daki toplantısında İran’ın nükleer yükümlülüklerini ihlal ettiğine hükmetti. Bu karar, 35 ülkeden 19’unun lehte oy kullanmasıyla kabul edildi ve İran’la ilgili konunun Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne taşınmasının önü açıldı. 19 ülke lehte, 11 ülke çekimser, Rusya, Çin ve Burkina Faso aleyhte oy kullandı. Bu karar, neredeyse 20 yıldır bu denli sert çıkmayan IAEA’nın, artık siyasi eşikleri aştığını gösteriyor.
İran’dan Tepki: “Saldırı Olursa, ABD Üssleri Hedef Olur”
Tahran yönetimi ise şimdiden net konuştu: Herhangi bir İsrail saldırısına “ölçülü olmayan bir yanıt” vereceklerini açıkladı. Özellikle Irak, Bahreyn, Katar ve Kuveyt gibi ülkelerdeki Amerikan üsslerinin hedef listesinde olduğu belirtildi. Bu, olası bir sınırlı hava saldırısının bile bölgesel savaşa evrilebileceği uyarısı anlamına geliyor.
İran Dosyası Yine Tüm Dünyayı Rahatsız Ediyor
Bu tablo, sadece askeri bir risk değil; aynı zamanda enerji, finans ve jeopolitik dengeler açısından da olağanüstü bir belirsizlik yaratıyor. Petrol fiyatları şimdiden 3 dolarlık yukarı hareket gösterdi. CDS primleri özellikle Ortadoğu bankacılığında artış gösterirken, ABD 10 yıllık tahvil faizlerinde de yukarı yönlü baskı hissedilmeye başlandı.
Ayrıca, böylesi bir gerginlik altının jeopolitik güvenli liman rolünü yeniden öne çıkarabilir. Nitekim, merkez bankalarının agresif altın biriktirme stratejileri de bu tabloyla daha anlamlı hale geliyor.
Sonuç: Sınırda Ateş Var, İki Cephede Bekleyiş
ABD’nin Orta Doğu personelini tahliye etmesi, İsrail’in operasyona “hazır” algısı yaratması ve IAEA’nın İran’ı resmen ihlalle suçlaması, bölgede sadece bir kıvılcıma ihtiyaç olduğunu gösteriyor. Finansal ve siyasi piyasalar şimdilik gözlerini kısmış durumda ama ilk patlamada tepki sert olacaktır.
Tarihsel olarak bakıldığında, 2006’da, 2011’de ve 2020’de benzer tansiyon artışlarının ardından petrol %20’lere varan artış yaşamış, altın ise 2-3 hafta içinde %7-10 bandında primlenmişti. Güzergah tanıdık ama bu defa oyuncular daha doğrudan.
Peki ilk adımı kim atacak? Cevap muhtemelen Tahran ya da Tel Aviv değil, piyasa verecek.




