Son haftalarda herkes aynı şikâyeti dile getiriyor: “60 GB paket daha ayın 10’unda bitti!” Üstelik telefon değiştirmeyenler, ayarlarını kurcalamayanlar, hatta gün boyu Wi-Fi’ye bağlı olanlar bile aynı sorunla karşılaşıyor. Peki gerçekten ne oluyor?
Asıl kırılma noktası, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK) Mayıs 2024’te yayımladığı kurul kararı. Bu karar, 5397 ve 5651 sayılı kanunlara dayanarak servis sağlayıcılara çok kritik bir yükümlülük getiriyor:
Kullanıcıların tüm internet trafiğinin bir kopyasını BTK için tutmak.
Yani siz 1 GB veri indirirken, operatörünüz aynı verinin bir kopyasını BTK adına tutuyor. Masraf? Doğrudan operatörün sırtında. Ve doğal olarak bu maliyet, paketlere “arka kapıdan” yansıyor.
Bu zorunluluğa uymayanlara ise net satış tutarının %0,05’i oranında ceza uygulanıyor. BTK’nın aynı karar metninde bu cezanın kesildiği de belirtiliyor.
2025 yılı birinci çeyrek elektronik haberleşme pazar verileri raporu, tabloyu daha netleştiriyor. BTK bugüne kadar görmediği detayda bir kullanıcı davranış analizi yayımladı.
Hangi uygulamadan ne kadar tüketim yapıldığını, hangi mesajlaşma uygulamasının daha çok kullanıldığını grafiklerle paylaştı.
Veri yükünün ana kaynağı net:
• YouTube toplam trafiğin %46,1’i
• Instagram %13,0
• Netflix %5,9

Yani mobil paketleri eriten asıl kalem: yüksek çözünürlüklü video.
Ancak daha dikkat çekici olan, mesajlaşma uygulamalarının bile “kopyalanabilir trafik” kapsamında detaylı olarak raporlanması:

• Instagram DM %55,0 ile açık ara zirvede
• WhatsApp %14,8
• Facebook Messenger %13,0
• Telegram %11,0
Bu veriler bize şunu söylüyor:
Türkiye’de mobil veri tüketimi yalnızca sizin kullandığınız veri değil. Aynı trafiğin saklanma maliyeti de operatörler üzerinden size yansıyor.
Sonuç basit:
“Kullanıcı tüketimi” ikiye katlanmış gibi görünüyor, paketler hızla eriyor.
Ve en ironik olanı:
Tüm bu detaylı “iz sürme” maliyetinin asıl faturası yine vatandaşa çıkıyor.




