Hazine dün gerçekleştirdiği iki önemli tahvil ihalesinde güçlü taleple karşılaştı. 2032 vadeli değişken faizli tahvile 81,2 milyar TL, yaklaşık 9 yılı kalmış 10 yıllık gösterge tahvile ise 37,3 milyar TL talep geldi. Satışlar sırasıyla 33,9 milyar ve 14,3 milyar TL düzeyinde gerçekleşti. Gösterge tahvilde bileşik faiz %31,55 oldu. Böylece Temmuz ayı için planlanan toplam 376,4 milyar TL’lik iç borçlanmanın yaklaşık 148 milyar TL’si ilk iki günde tamamlanmış oldu.
Ancak piyasalar günün sonunda başka bir şokla karşılaştı. Hazine ve Maliye Bakanlığı, akşam saatlerinde ani bir kararla mevduat ve yatırım fonlarındaki stopaj oranını %15’ten %17,5’e yükseltti.
Bu adım, teknik olarak düşük görünebilir ancak yatırımcılar üzerindeki etkisi oldukça net. Murat Aysan, karar sonrası yaptığı değerlendirmede, bu stopaj artışının bireysel yatırımcılar açısından reel getiri üzerinde ciddi baskı oluşturabileceğini vurguladı.
“Kar eden şirketler açısından büyük fark yaratmaz, kurumlar vergisi ile netleniyor. Ama bireyler için durum farklı. Örneğin brüt %46 getirili bir fonda 30 günlük net kazanç %3,23’ten %3,14’e düşüyor. Bu da oldukça anlamlı bir erime.” diyen Aysan, kararın ani ve beklenmedik oluşuna da dikkat çekti:
“Açıkçası hiç beklemediğim bir gelişmeydi. Yorumlamak için zamana ihtiyaç var. Ancak Hazine’nin ihraçlarında stopaj olmaması nedeniyle, bu vergi artışının yatırım tercihlerini yeniden şekillendirme potansiyeli var.”
Aysan’ın işaret ettiği gibi, özellikle bireysel yatırımcının portföy davranışı ve kısa vadeli fonlara yönelimi üzerinde bu artışın sınırlayıcı etkileri olabilir. Ayrıca, kurun %2’nin altında hareket ettiği bir dönemde, stopaj maliyetinin artması, düşük riskli ürünlerin cazibesini daha da azaltabilir.

BSEkonomi Notu:
Hazine borçlanma cephesinde güçlü talep bulsa da, stopaj artışı yatırımcının karar alma algoritmasını bozabilir. Özellikle yüksek faiz ortamında bireysel yatırımcının her puana hassas hale geldiği bir dönemde, vergi politikasıyla getirilerin törpülenmesi kritik etki yaratabilir. Murat Aysan’ın da vurguladığı gibi, artık bu kalem de portföy tercihlerinde yeni bir denklem unsuru olarak değerlendirilmek zorunda.




