- Türkiye, Gazze’ye asker gönderimi için Birleşmiş Milletler kararını şart koştu.
- Hakan Fidan, “Her ülke misyonun tanımını ve kapsamını görmek istiyor” diyerek çok taraflı bir sürecin gerekliliğini vurguladı.
- Ankara, uluslararası meşruiyet olmadan askeri varlık göstermenin bölgesel dengeleri zedeleyeceği görüşünde.
İstanbul’da düzenlenen üst düzey diplomatik zirvede konuşan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye’nin Gazze’ye asker konuşlandırma seçeneğini yalnızca Birleşmiş Milletler kararına dayalı bir zeminde değerlendireceğini açıkladı. Fidan, “Her ülke gibi biz de Filistin topraklarına yönelik olası bir barış gücü misyonunun tanımını, kapsamını ve yetki çerçevesini görmek istiyoruz,” ifadelerini kullandı.
Zirve, Türkiye’nin insani yardımın ötesine geçerek Gazze’nin güvenliği, yeniden imarı ve bölgesel istikrarın sağlanması alanlarında daha etkin rol alabileceğine dair güçlü sinyaller verdi. Ancak Ankara, bu sürecin tek taraflı adımlarla değil, uluslararası meşruiyet temelinde ilerlemesi gerektiğini vurguluyor.
Diplomatik kaynaklara göre, Türkiye’nin içinde yer almayı değerlendirdiği bu yapı, “Uluslararası İstikrar Gücü (ISF)” adıyla şekilleniyor. Model, NATO operasyonlarından farklı olarak BM Güvenlik Konseyi veya BM Genel Kurulu onayı ile oluşturulacak bir sivil-askeri misyonu kapsıyor. Ankara’nın hedefi, bu oluşumun yalnızca güvenliği değil, Gazze’nin altyapı, enerji, sağlık ve gıda tedarik zincirlerini de koruyacak bir çerçevede kurgulanması.
Bakan Fidan’ın sözleri, Türkiye’nin Ortadoğu’da kontrolsüz askeri hamleler yerine çok taraflı diplomasiyle ilerlemek istediğini ortaya koyuyor. Bu tercih, hem NATO müttefikleriyle hem de Arap dünyasındaki ortaklarla yeni bir denge kurma arayışının parçası olarak görülüyor.
Bu açıklama, Türkiye’nin dış politikasında son dönemde öne çıkan “meşruiyet öncelikli aktif diplomasi” çizgisini teyit ediyor. Gazze meselesi yalnızca insani bir kriz değil; aynı zamanda Doğu Akdeniz enerji hattı, Mısır ve Katar ekseni, Körfez sermayesi ve ABD’nin yeni güvenlik mimaris açısından stratejik bir test alanı.
Ankara’nın “BM kararı olmadan asker yok” tutumu, hem iç kamuoyuna “tek başına maceracı değiliz” mesajı verirken, hem de Washington ve Brüksel’e Türkiye’nin uluslararası sistemin parçası olarak hareket ettiği sinyalini gönderiyor.
Önümüzdeki haftalarda, BM’deki müzakerelerin seyri ve olası ISF modelinin kapsamı, Türkiye’nin Gazze politikasının yönünü belirleyecek. Fidan’ın diplomatik vurgusu ise net: “Gazze’de kalıcı barış ancak ortak sorumlulukla mümkün.”




