Tayyip Erdoğan’ın liderliğindeki ekonomi politikaları, 2002’den bu yana Türkiye finans piyasalarında belirleyici olmuştur. Ancak özellikle 2015–2025 döneminde, söylemlerle eylemler arasında oluşan farklılıklar piyasalarda ciddi volatiliteye yol açmıştır. Bu analiz, medya perspektifiyle Erdoğan’ın söylem-eylem farklarını, piyasa tepkilerini ve yatırımcı davranışlarını inceler.
Söylem Analizi
Faiz Politikası
Erdoğan uzun yıllardır faizi ‘sebep’, enflasyonu ‘sonuç’ olarak tanımlayarak düşük faiz politikasını savunmuştur. Ancak bu söylemler piyasalarda güven kaybına ve enflasyonun yükselmesine yol açmış, sonunda politika değişikliğine gidilmiştir.
Merkez Bankası ve Para Politikası
Erdoğan döneminde Merkez Bankası’nın bağımsızlığı sık sık tartışılmış, başkanlar hızla değiştirilmiş ve doğrudan faiz açıklamalarıyla müdahalede bulunulmuştur.
Uluslararası Kuruluşlar ve Yatırımlar
IMF, kredi derecelendirme kuruluşları ve yabancı yatırımcılara yönelik sert açıklamalar, yatırımcıların Türkiye’ye yönelik güvenini zaman zaman zedelemiştir.
Piyasa Tepkileri
Erdoğan’ın söylemleriyle beraber TL’nin sert değer kayıpları, CDS’lerde artış ve Borsa İstanbul’da yüksek oynaklık gözlenmiştir. Özellikle Merkez Bankası başkan değişiklikleri ve faiz kararları bu tepkileri tetiklemiştir.
Yatırımcı Davranışları
Yabancı yatırımcılar Erdoğan döneminde politik belirsizliklere karşı temkinli yaklaşmıştır. CDS primleri yükselmiş, yerli tahvillere olan talep azalmıştır. Ancak yeni ekonomi yönetimiyle birlikte 2024 sonrası kademeli toparlanma gözlemlenmiştir.
Makroekonomik Sonuçlar
Enflasyon 2022’de %85’i aşarak tarihi zirveye ulaşmıştır. Döviz kuru sert yükselmiş, Merkez Bankası rezervleri azalmıştır. Türkiye’nin risk primi artmış, kredi notları düşürülmüştür.
Grafikler
Aşağıdaki grafikler, analiz edilen dönemdeki kur hareketlerini ve faiz-enflasyon dengesini göstermektedir:

Grafik 1: USD/TRY Kuru (2002–2025)

Grafik 2: TCMB Politika Faizi ve TÜFE Enflasyon Oranları (2002–2025)
Sonuç
Erdoğan dönemindeki söylem-eylem farkları yatırımcı güveni üzerinde ciddi etkiler yaratmıştır. Piyasalar, doğrudan politik söylemlere yüksek duyarlılık göstermiştir. Yatırımcıların politika istikrarına yönelik beklentileri, piyasa performansında belirleyici olmuştur.




