Türkiye son günlerde gıda güvenliğinde tehlikenin en karanlık yüzüyle karşı karşıya. Gazeteci Bora Erdin’in ortaya çıkardığı skandal; belediye zabıtasının rutin denetimlerinin ötesinde, sistematik ve organize bir gıda terörü düzenine işaret ediyor. Ürünlerin üzerindeki son kullanım tarihleri yalnızca bir aseton ve pamukla silinebiliyor, ardından el tipi tarih kodlama cihazlarıyla yeni tarih basılarak raflara geri dönüyor. Bu cihazların internette 8 bin ila 20 bin TL arasında tamamen kontrolsüz biçimde satılması, mevzuattaki devasa bir boşluğu görünür kılıyor.
Denetim görüntüleri çarpıcı. Devrek’te fare pislikleri içinde üretilen lahmacun ve pideler, Çorum’da depolarda iade ürünlerin arasında çürüyen mallar, asetonla SKT silen çalışanlar, kulak çöpüyle tarih kazıyan marketler… Zabıtaların tuttuğu tutanaklar, sistemin ne kadar kolay manipüle edilebildiğini açıkça gösteriyor. Erdin’in anlattığına göre çalışanlara, “Tarihi geçmiş ürünlerin SKT’sini asetonla silin, sonra cihazla yenisini basın” talimatının verildiği vakalar artık yaygın.
Bu süreçte asıl kritik unsur, son derece tehlikeli olan el tipi lazer tarih yazıcılarının ruhsatsız ve sınırsız biçimde el değiştirmesi. Türkiye’de neredeyse silah ruhsatı gerektiren ürünlerin bile kontrollü satıldığı düşünülürse, insan sağlığına doğrudan kast eden bu cihazların tamamen denetimsiz olması ciddi bir politika boşluğu yaratıyor. Erin’in ifadesiyle, “Bu cihaz Türkiye’de şu an en tehlikeli ürünlerden biri.”
Hile yalnızca fiziksel marketlerde değil; sosyal medya pazarlarında ve kapalı gruplarda da ilerliyor. SKT’si yaklaşmış ya da geçmiş ürünler toptan satılıyor, tarih cihazı arayanlar açıkça ilan veriyor. Bu durum, gıda enflasyonunun yarattığı baskı ile birleştiğinde, en kırılgan tüketici gruplarını doğrudan sağlık riski altına sokuyor.
Uzmanlara göre atılması gereken adımlar açık: Tarih basma cihazlarının ruhsatlandırılması, yetkisiz kullanımda ağır yaptırımlar uygulanması, ithalat–satış zincirinin kayıt altına alınması ve denetim kapasitesinin artırılması. Çünkü bu ürünler piyasada kaldıkça çocuklar, yaşlılar ve hassas gruplar farkında olmadan riskli gıdaları tüketmeye devam edecek.
Bora Erdin’in uyarısı net: “Bu iş yalnızca etik değil; insan sağlığına kast. Hangi hukuk başlığına giriyorsa girmeli ama bu cihazların ruhsat altına alınması şart.”
Tüketicilere düşen görevse, yalnızca SKT’ye bakmakla kalmayıp, tarihlerin yazı tipi, baskı izi ve ambalaj bütünlüğünü de kontrol etmek ve şüpheli durumlarda illerin tarım müdürlüklerine bildirim yapmak. Türkiye gıda güvenliği konusunda kritik bir eşikte; denetim kapasitesi artmadan ve teknolojiye dayalı hile mekanizmaları durdurulmadan risk büyümeye devam edecek.




