Citi Research, 5 Aralık 2025 tarihli “Emerging Markets Economic Outlook & Strategy” raporunda Türkiye ekonomisine dair kapsamlı bir değerlendirme yayımladı. Raporda büyüme, enflasyon ve faiz görünümüne ilişkin ciddi uyarılar yer aldı.
Rapor, Türkiye’de dezenflasyon sürecinin kırılganlığını, 2026 büyümesinin %2,6’ya gerileyebileceğini ve TCMB’nin “karmaşık bir faiz indirim döngüsü” ile karşılaşacağını vurguluyor. Kur ve yeniden dolarizasyon riskleri, politika manevra alanını daraltan ana başlıklar olarak öne çıkıyor
Küresel piyasalarda 2026 projeksiyonları netleşirken, Citi Research’ün Türkiye bölümü hafta sonu en çok konuşulan makro başlığı oldu. Raporda Türkiye’de manşet büyümenin güçlü görünmesine rağmen iç dinamiklerde ciddi bir zayıflama olduğuna işaret ediyor.
Rapor, 2025’in ilk üç çeyreğinde yıllık %3,7 büyüme kaydedilmesine rağmen; üretkenlik göstergelerindeki bozulma, iç talepte normalleşme ve yapısal göstergelerdeki aşınmanın “gerçek büyüme kalitesini aşağı çektiğini” söylüyor. Citi, 2026 büyüme tahminini piyasa ortalamasının oldukça altında olan %2,6 seviyesinde tutuyor.
Enflasyon tarafında tablo daha da dikkat çekici. Analistler, dezenflasyonun beklenenden daha yavaş ilerlediğini, çekirdek enflasyonun yüksek yapışkanlığı ve ücret artışı tartışmalarının fiyatlama davranışlarını bozabileceğini belirtiyor. Citi, 2025 sonunda enflasyonun %32 civarına, 2026 sonunda ise %23 seviyesine gerileyebileceğini öngörüyor; ancak risklerin yukarı yönlü olduğunun altını çiziyor.
Raporun en kritik bölümü ise para politikası. Citi’ye göre TCMB, 2026’da “kolay olmayan bir faiz indirim döngüsüne” girecek. Ekonomideki yavaşlama erken gevşemeye alan açsa da, yeniden dolarizasyon riskleri, rezerv hareketleri ve beklenti yönetimindeki hassasiyet faiz indiriminin temposunu sınırlayacak. Bu çerçevede Citi, 2025 sonunda faizin %38,5, 2026 sonunda ise %28 olabileceğini tahmin ediyor.
Citi, 2023’ten bu yana sürdürülen sıkı para duruşunun sonuç verdiğini kabul ediyor; ancak kur oynaklığının ve rezerv hassasiyetinin politika yapıcılar açısından “rehavete izin vermeyen” bir dönem yarattığını söylüyor. Mart ayında yaşanan keskin kur zayıflaması buna örnek gösteriliyor.
Raporda genel çerçeve şöyle özetleniyor: “Dezenflasyon sürecinin kredibilitesi, önümüzdeki yıl piyasaların temel odak noktası olacak.”
Türkiye ekonomisinin 2026 patikası, büyüme-döviz-enflasyon üçgeninde karmaşık bir denge gerektirecek gibi görünüyor.




